9 Ekim 2012 Salı



BATILI YAŞAM TARZI ARZUSU BOŞANMA SEBEBİ

Geçmiş yılların aksine boşanmalarda ekonomik sorunların ilk sırada yer almadığına dikkat çeken Köse, geleneksel değerlerin çözülmesinin de bu oranı artırdığına inanıyor. Yazılı ve görsel medyanın toplumu geleneksel Türk aile yapısından uzaklaştırdığına vurgu yapan Avukat Köse, şunları söylüyor: “Televizyonlarda gösterilen diziler, söyleşiler, programlar milletin değerlerine zarar veriyor. Yoğun çalışma hayatına katılan kadın ve erkeklerin aileden uzaklaşması, yeni ilişkiler ve bu ilişkilerle beraber ekonomik zorluklar boşanma sürecini hızlandırıyor. Özellikle batılı ülkelerdeki yaşama biçimlerine özenti, tek başına hayat kurmayı özgürlük olarak algılama boşanmaların birinci sebebi olarak dikkat çekiyor. Boşanmaya karar veren çiftler sudan bahanelerle evlilikleri bitiyor. Duruşmalarda tanık oluyoruz, gerçekten incir çekirdeğini doldurmayacak konularla çiftler ayrılıyor, çocuklar mağdur oluyor.”



AİLE MAHKEMELERİ BOŞAMAMAK İÇİN MESAİ HARCIYOR

Anlaşmalı boşanmalarda davanın ilk celsede tamamlandığını, ihtilaflı boşanmaların ise yıllarca sürebildiğini anlatan Ahmet Köse, aile mahkemelerinin çiftleri ikna etmek için çabalarını kaydediyor.

Aile danışmanı psikiyatri hizmetlerinin artırılmasıyla yuvaların korunabileceğini belirten Avukat Köse, çocuğun da boşanmaya karşı çiftlerin tahammülünü artırdığına vurgu yapıyor. Köse, “Çocuk tarafların müşterek sorumluluklarını ve beraberliklerini artırır, evlilik bir yuva olur. Çoğu kimse için çocuk, evliliği yuva yapan bir nimettir.” ifadesini kullanıyor.

KENDİ STANDARTLARIMIZ YERİNE TV’DEKİLERİ NORMALİZE EDİYORUZ

Bursa Özel Bahar Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Vildan Kavak ise televizyonun aile bireylerinin birbirine zaman ayırmasına engel olduğunun altını çiziyor.



Dizilerin bireylerin iletişim kurmasını engellediğini savunan Kavak, şunları söylüyor: “Dizilerin içeriğinden bağımsız olarak söylemek gerekirse, ailedeki iletişimi, paylaşımı olumsuz etkilediğini biliyoruz. Direkt aile yapısına yönelik yayınlarda bu yapıya zarar veriyor. Dizilerdeki boşanma ve aldatma gibi olumsuz davranışlar olumsuz etkiler oluşturuyor. Yapacaklarımızı kendi standartlarımıza göre belirleyemiyoruz. Kendi değer yargılarımıza göre değil, dizilerdeki karakterleri normalize ederek yapacaklarımızı belirliyoruz.”

EVLİLİKTE İLK 5 YIL ÖNEMLİ

TUİK’in verilerine göre boşanmalar en fazla evliliğin ilk beş yılında yaşanıyor. 2006 yılı verileri baz alındığında boşananların yüzde 42,6’sının evliliğinin beşinci yılını tamamlamamış çiftler olduğu gerçeği dikkat çekiyor. 2007’de bu oran yüzde 41,8 olarak gerçekleşti. 2008’de yüzde 41,3 olarak kayıtlara geçen bu oran 2009’da 40,1, 2010’un ilk 9 ayında ise yüzde 40 oldu.

Yıllara göre evlenme ve boşanma rakamları:

Yıl – Evlenen – Boşanan
2005 – 641.241 – 95.895
2006 – 636.121 – 93.489
2007 – 638.311 – 94.219
2008 – 641.973 – 99.663
2009 – 591.742 – 114.162

Tür: GENEL HABERLER



BATILI YAŞAM TARZI ARZUSU BOŞANMA SEBEBİ

Geçmiş yılların aksine boşanmalarda ekonomik sorunların ilk sırada yer almadığına dikkat çeken Köse, geleneksel değerlerin çözülmesinin de bu oranı artırdığına inanıyor. Yazılı ve görsel medyanın toplumu geleneksel Türk aile yapısından uzaklaştırdığına vurgu yapan Avukat Köse, şunları söylüyor: “Televizyonlarda gösterilen diziler, söyleşiler, programlar milletin değerlerine zarar veriyor. Yoğun çalışma hayatına katılan kadın ve erkeklerin aileden uzaklaşması, yeni ilişkiler ve bu ilişkilerle beraber ekonomik zorluklar boşanma sürecini hızlandırıyor. Özellikle batılı ülkelerdeki yaşama biçimlerine özenti, tek başına hayat kurmayı özgürlük olarak algılama boşanmaların birinci sebebi olarak dikkat çekiyor. Boşanmaya karar veren çiftler sudan bahanelerle evlilikleri bitiyor. Duruşmalarda tanık oluyoruz, gerçekten incir çekirdeğini doldurmayacak konularla çiftler ayrılıyor, çocuklar mağdur oluyor.”



AİLE MAHKEMELERİ BOŞAMAMAK İÇİN MESAİ HARCIYOR

Anlaşmalı boşanmalarda davanın ilk celsede tamamlandığını, ihtilaflı boşanmaların ise yıllarca sürebildiğini anlatan Ahmet Köse, aile mahkemelerinin çiftleri ikna etmek için çabalarını kaydediyor.

Aile danışmanı psikiyatri hizmetlerinin artırılmasıyla yuvaların korunabileceğini belirten Avukat Köse, çocuğun da boşanmaya karşı çiftlerin tahammülünü artırdığına vurgu yapıyor. Köse, “Çocuk tarafların müşterek sorumluluklarını ve beraberliklerini artırır, evlilik bir yuva olur. Çoğu kimse için çocuk, evliliği yuva yapan bir nimettir.” ifadesini kullanıyor.

KENDİ STANDARTLARIMIZ YERİNE TV’DEKİLERİ NORMALİZE EDİYORUZ

Bursa Özel Bahar Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Vildan Kavak ise televizyonun aile bireylerinin birbirine zaman ayırmasına engel olduğunun altını çiziyor.



Dizilerin bireylerin iletişim kurmasını engellediğini savunan Kavak, şunları söylüyor: “Dizilerin içeriğinden bağımsız olarak söylemek gerekirse, ailedeki iletişimi, paylaşımı olumsuz etkilediğini biliyoruz. Direkt aile yapısına yönelik yayınlarda bu yapıya zarar veriyor. Dizilerdeki boşanma ve aldatma gibi olumsuz davranışlar olumsuz etkiler oluşturuyor. Yapacaklarımızı kendi standartlarımıza göre belirleyemiyoruz. Kendi değer yargılarımıza göre değil, dizilerdeki karakterleri normalize ederek yapacaklarımızı belirliyoruz.”

EVLİLİKTE İLK 5 YIL ÖNEMLİ

TUİK’in verilerine göre boşanmalar en fazla evliliğin ilk beş yılında yaşanıyor. 2006 yılı verileri baz alındığında boşananların yüzde 42,6’sının evliliğinin beşinci yılını tamamlamamış çiftler olduğu gerçeği dikkat çekiyor. 2007’de bu oran yüzde 41,8 olarak gerçekleşti. 2008’de yüzde 41,3 olarak kayıtlara geçen bu oran 2009’da 40,1, 2010’un ilk 9 ayında ise yüzde 40 oldu.

Yıllara göre evlenme ve boşanma rakamları:

Yıl – Evlenen – Boşanan
2005 – 641.241 – 95.895
2006 – 636.121 – 93.489
2007 – 638.311 – 94.219
2008 – 641.973 – 99.663
2009 – 591.742 – 114.162

Tür: GENEL HABERLER


Depresyon, satın alma isteğini artırıyor. Çoğu zaman üzüntü, yalnızlık, kızgınlık ve engellenme gibi olumsuz duygular, satın almada artışa neden oluyor. Hastalar aldıkları eşyaların büyük kısmını paketinden bile çıkarmıyor, saklıyor


İstanbul Üniversitesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı ve Konsültasyon-Liyezon Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mine Özkan, alışveriş takıntısı hakkında bilgi verdi:

Alışveriş takıntısının belirtileri nelerdir?

Psikiyatri Literatürü'nde 1900'lü yılların başında 'Oniomania' olarak tanımlanmış olan bu bozukluk, son yıllarda 'kompulsif alışveriş' şeklinde de ele alınmaktadır. Bu rahatsızlıkta gözlenen belirtiler; sürekli zihinsel uğraşı, satın alma düşüncesi veya eyleminin belirgin bir huzursuzluğa yol açmasıdır. Bazı uzmanlar, kompulsif satın almanın, bireylerin boşluk ve mutsuzluk duygularını gidermek için kullandıkları telafi edici bir yöntem olduğunu ileri sürmüşlerdir.

SUÇLULUK DUYARLAR!

Hastalar, bu takıntıdan kurtulmak için neler yapıyorlar?

Kompulsif satın alma, çoğu zaman hatırı sayılır borçlara, aile ve evlilik ilişkilerinde kopmaya, hatta yasal zorluklara yol açmaktadır. Satın alma eyleminin peşinden suçluluk duygusu, utanç ve sıkıntı gelmektedir. Hastalar aldıkları eşyaların büyük kısmını paketinden bile çıkarmaz. Genellikle aldıklarını gizleme eğilimindedirler. Bu nedenle sık sık yalana başvururlar. Hastalar, girdikleri borçları ödeyebilmek için çeşitli yasadışı işlere bile girişebilirler. Çalıştıkları işyerinden hesabına para aktaran hastalarımız bile var.

Sosyo-ekonomik durumla ilişkisi var mı?

Kompulsif satın almayla ilgili çalışmalar kısıtlı olduğu için, bu hastalığa ait aile öyküsü çalışmaları da oldukça azdır. Ancak yapılan araştırmalarda sosyo-ekonomik durum ile bir ilişki bulunamamıştır.


KADINLAR İÇİN ÖNEMLİ

Takıntının kadın ve erkeklerde görülme sıklıklarında farklılık var mı?

Takıntının toplumda yüzde 2 ile 16 arası bir sıklıkta görüldüğü ve hastaların çoğunun kadın olduğu ortaya çıktı. Kadınlar genelde elbise, kozmetik eşya ve mücevhere karşı takıntılı bir ilgi duymakta, erkekler ise daha çok elektronik eşyaları tercih etmektedir. Alışverişin duygusallık ve kimlik ile ilgili boyutlarının kadınlar için erkeklerden daha önemli olduğu, kadınların alışveriş yapmayı sosyal etkileşim için olumlu bir davranış olarak gördüğü bilinmektedir.

Depresyonla ilişkisi var mı?

Yapılan çalışmalar, kompulsif satın almanın psikiyatrik rahatsızlıklarla ilişkili olduğunu göstermiştir. Bununla ilintili olarak, bu bozukluğu başka psikiyatrik bozuklukların (bağımlılık, duygu bozuklukları ya da obsesif kompulsif spektrum bozuklukları vb.) bir türevi olarak değerlendiren varsayımlar ortaya atılmıştır. Bütün bunlar, depresyonla kompulsif satın alma arasında bir ilişki olduğunu gösterir. Depresyon gibi duygulanımlar, kişilerin satın almaya yatkınlıklarını arttırır. Çoğu zaman üzüntü, yalnızlık, kızgınlık ve engellenme gibi olumsuz duygular satın almada artışa neden olur.

SATIN ALMA TAKINTISI OLANLAR ADETA AŞERİYOR!

Gençlerde görülüyor mu?

Hastalığın başlangıcı geç ergenlik ve erişkinlik dönemine rastlamakla birlikte, tam olarak yerleşmesi birkaç yılı alabilmektedir. Ergenlik döneminde görülmesi nadirdir.

MODAYI TAKİP EDİYORLAR

Marka takıntısı ile alışveriş takıntısı arasında ilişki var mı?

Alışveriş takıntısı, daha çok dürtü düzeyinde ele alınan bir rahatsızlıktır. Kompulsif satın almada davranışların karşı konulamazlığı ve denetlenemezliği, OKB'deki gereksiz, aşırı ve istenmeyen ritüelleri hatırlatır. Ancak, denetlenemeyen satın alma davranışı sergileyen hastalar, marka takıntısında çok görmediğimiz şekilde, adeta ilgili davranış öncesi aşerme yaşamakta ve davranış ortaya çıktığı andan itibaren hedonik bir hoşnutlukla karşılaşmaktadırlar. Bunların yanı sıra, yeniliklerin farkında olmak, son modayı takip etmek, pazarlıkla en uygun fiyatı elde ettiğine inanmak genelde bu tip kişilerde kendine olan güveni arttırır.

Modayı yakından takip eden biri olduğunu kanıtlamak için alışveriş yapanları nasıl değerlendirmeli?

odayı takip eden birisi için alışveriş yapma motivasyonu, normal alışveriş davranışı ile kompulsif alma davranışı sınırındaki bireylerde gözlenir.


ERGEN KİŞİLERDE GRUP YAŞLILARDA İLAÇ TEDAVİSİ!

Hangi kişilik tipleri risk altındadır?

Antisosyal, borderline, histrionik ve narsist kişilik bozuklukları, bu rahatsızlıkla daha sık birlikte görülür. Psikodinamik açıdan bakıldığında, kompulsif satın alma; narsistlik, zedelenme, psikolojik bağımlılık, öfke, utanç ve umutsuzluk gibi olumsuz duygular, boşluk ve yetersizlik hissi gibi çeşitli olgulara karşı bir savunma olarak işlev görür. Satın alma ya da paranın bir tür takıntı haline gelmesinde sadece biyolojik ya da psikolojik etmenler değil, içinde yaşadığımız toplumun bu davranışa bakış açısı da rol oynamaktadır. Bir davranış, toplum tarafından ne kadar kabul görürse, davranışsal bağımlılığa eğilimli kişilerin kendilerini rahatlatan bu tarz davranışları benimseyip devam ettirmesi daha kolay olur.

TEDAVİSİ ZOR DEĞİL!
Nasıl tedavi ediliyor?
Yaşlılarda farmakolojik (ilaç tedavisi) ve psikoterapötik yaklaşımın birarada kullanılması büyük yarar sağlar. Ergenlerde ise daha çok grup terapisi yararlı olabilir. Yine aile terapisinin de olumlu etkileri vardır. Bazı davranışsal tedavi yöntemleri ile motivasyon düşükken bile olumlu sonuçlar alınabilmektedir.

BENLİKLERİNİ KANITLAMAK İÇİN ALIŞVERİŞ YAPIYORLAR!

Özgüvenle ilişkisi var mı?

Kompulsif satın alma davranışının gelişiminde temel kabuller (kendilik değerinin düşüklüğü, incinebilirlik), ebeveynlerden birinin küçük yaşta kaybı, fiziksel yoksunluklar (sakatlık) bulunabilir. Hastaların kendileriyle igili algıları dar kapsamlıdır ve bazen gerçekle uyumsuz çarpıtmalar görülür. Bu da bazen özgüven eksikliği olarak özetlenebilecek bir görünümle karşımıza çıkar. Kişi, benlik algısını arttırmak için özellikle bazı nesneleri alma ihtiyacı duyabilir. Belirli bir konuyla ilgili nesneleri kompulsif şekilde alarak, o konu hakkında yeterli oldukları duygusunu yaşayabilirler.

Taklit marka kullanma ile marka takıntısı arasında ilişki var mı?

Taklit marka kullanımına, obsesif kompulsif spektrum rahatsızlıkları içerisinde değerlendirilebilecek bir davranış olarak bakamayız

HASTA ZORLANMAMALI, YAKINLARI YARDIM ETMELİ!

OKB tedavisinde terapi nasıl uygulanıyor?

Özellikle bilişsel-davranışçı terapide sıklıkla karşılaşılan düşünsel çarpıtmaları değiştirmeye yardımcı olan özgül yöntemler kullanılmaktadır. Takıntılara eşlik eden rahatsızlık ve kaygıyı azaltmak için, uzun süreli yinelenen uyaranlara karşı sinir sisteminin alıştırılması büyük önem taşır. Eğer korkulan durum gerçek hayatta yaratılamayacak bir durumsa (hastalanma korkusu gibi) 'imgesel karşı karşıya gelme' yöntemi kullanılabilir. Korkulan durum, yinelenen şekilde zihinde yaratılır. Ayrıca OKB hastalarının yakınları, hastanın yaşadığı zorlanmaları denetim altında tutamadığını göz önünde bulundurmalıdır. Hasta yakınları, hastayı tedaviye katılması için zorlamamalıdır.


Depresyon, satın alma isteğini artırıyor. Çoğu zaman üzüntü, yalnızlık, kızgınlık ve engellenme gibi olumsuz duygular, satın almada artışa neden oluyor. Hastalar aldıkları eşyaların büyük kısmını paketinden bile çıkarmıyor, saklıyor


İstanbul Üniversitesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı ve Konsültasyon-Liyezon Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mine Özkan, alışveriş takıntısı hakkında bilgi verdi:

Alışveriş takıntısının belirtileri nelerdir?

Psikiyatri Literatürü'nde 1900'lü yılların başında 'Oniomania' olarak tanımlanmış olan bu bozukluk, son yıllarda 'kompulsif alışveriş' şeklinde de ele alınmaktadır. Bu rahatsızlıkta gözlenen belirtiler; sürekli zihinsel uğraşı, satın alma düşüncesi veya eyleminin belirgin bir huzursuzluğa yol açmasıdır. Bazı uzmanlar, kompulsif satın almanın, bireylerin boşluk ve mutsuzluk duygularını gidermek için kullandıkları telafi edici bir yöntem olduğunu ileri sürmüşlerdir.

SUÇLULUK DUYARLAR!

Hastalar, bu takıntıdan kurtulmak için neler yapıyorlar?

Kompulsif satın alma, çoğu zaman hatırı sayılır borçlara, aile ve evlilik ilişkilerinde kopmaya, hatta yasal zorluklara yol açmaktadır. Satın alma eyleminin peşinden suçluluk duygusu, utanç ve sıkıntı gelmektedir. Hastalar aldıkları eşyaların büyük kısmını paketinden bile çıkarmaz. Genellikle aldıklarını gizleme eğilimindedirler. Bu nedenle sık sık yalana başvururlar. Hastalar, girdikleri borçları ödeyebilmek için çeşitli yasadışı işlere bile girişebilirler. Çalıştıkları işyerinden hesabına para aktaran hastalarımız bile var.

Sosyo-ekonomik durumla ilişkisi var mı?

Kompulsif satın almayla ilgili çalışmalar kısıtlı olduğu için, bu hastalığa ait aile öyküsü çalışmaları da oldukça azdır. Ancak yapılan araştırmalarda sosyo-ekonomik durum ile bir ilişki bulunamamıştır.


KADINLAR İÇİN ÖNEMLİ

Takıntının kadın ve erkeklerde görülme sıklıklarında farklılık var mı?

Takıntının toplumda yüzde 2 ile 16 arası bir sıklıkta görüldüğü ve hastaların çoğunun kadın olduğu ortaya çıktı. Kadınlar genelde elbise, kozmetik eşya ve mücevhere karşı takıntılı bir ilgi duymakta, erkekler ise daha çok elektronik eşyaları tercih etmektedir. Alışverişin duygusallık ve kimlik ile ilgili boyutlarının kadınlar için erkeklerden daha önemli olduğu, kadınların alışveriş yapmayı sosyal etkileşim için olumlu bir davranış olarak gördüğü bilinmektedir.

Depresyonla ilişkisi var mı?

Yapılan çalışmalar, kompulsif satın almanın psikiyatrik rahatsızlıklarla ilişkili olduğunu göstermiştir. Bununla ilintili olarak, bu bozukluğu başka psikiyatrik bozuklukların (bağımlılık, duygu bozuklukları ya da obsesif kompulsif spektrum bozuklukları vb.) bir türevi olarak değerlendiren varsayımlar ortaya atılmıştır. Bütün bunlar, depresyonla kompulsif satın alma arasında bir ilişki olduğunu gösterir. Depresyon gibi duygulanımlar, kişilerin satın almaya yatkınlıklarını arttırır. Çoğu zaman üzüntü, yalnızlık, kızgınlık ve engellenme gibi olumsuz duygular satın almada artışa neden olur.

SATIN ALMA TAKINTISI OLANLAR ADETA AŞERİYOR!

Gençlerde görülüyor mu?

Hastalığın başlangıcı geç ergenlik ve erişkinlik dönemine rastlamakla birlikte, tam olarak yerleşmesi birkaç yılı alabilmektedir. Ergenlik döneminde görülmesi nadirdir.

MODAYI TAKİP EDİYORLAR

Marka takıntısı ile alışveriş takıntısı arasında ilişki var mı?

Alışveriş takıntısı, daha çok dürtü düzeyinde ele alınan bir rahatsızlıktır. Kompulsif satın almada davranışların karşı konulamazlığı ve denetlenemezliği, OKB'deki gereksiz, aşırı ve istenmeyen ritüelleri hatırlatır. Ancak, denetlenemeyen satın alma davranışı sergileyen hastalar, marka takıntısında çok görmediğimiz şekilde, adeta ilgili davranış öncesi aşerme yaşamakta ve davranış ortaya çıktığı andan itibaren hedonik bir hoşnutlukla karşılaşmaktadırlar. Bunların yanı sıra, yeniliklerin farkında olmak, son modayı takip etmek, pazarlıkla en uygun fiyatı elde ettiğine inanmak genelde bu tip kişilerde kendine olan güveni arttırır.

Modayı yakından takip eden biri olduğunu kanıtlamak için alışveriş yapanları nasıl değerlendirmeli?

odayı takip eden birisi için alışveriş yapma motivasyonu, normal alışveriş davranışı ile kompulsif alma davranışı sınırındaki bireylerde gözlenir.


ERGEN KİŞİLERDE GRUP YAŞLILARDA İLAÇ TEDAVİSİ!

Hangi kişilik tipleri risk altındadır?

Antisosyal, borderline, histrionik ve narsist kişilik bozuklukları, bu rahatsızlıkla daha sık birlikte görülür. Psikodinamik açıdan bakıldığında, kompulsif satın alma; narsistlik, zedelenme, psikolojik bağımlılık, öfke, utanç ve umutsuzluk gibi olumsuz duygular, boşluk ve yetersizlik hissi gibi çeşitli olgulara karşı bir savunma olarak işlev görür. Satın alma ya da paranın bir tür takıntı haline gelmesinde sadece biyolojik ya da psikolojik etmenler değil, içinde yaşadığımız toplumun bu davranışa bakış açısı da rol oynamaktadır. Bir davranış, toplum tarafından ne kadar kabul görürse, davranışsal bağımlılığa eğilimli kişilerin kendilerini rahatlatan bu tarz davranışları benimseyip devam ettirmesi daha kolay olur.

TEDAVİSİ ZOR DEĞİL!
Nasıl tedavi ediliyor?
Yaşlılarda farmakolojik (ilaç tedavisi) ve psikoterapötik yaklaşımın birarada kullanılması büyük yarar sağlar. Ergenlerde ise daha çok grup terapisi yararlı olabilir. Yine aile terapisinin de olumlu etkileri vardır. Bazı davranışsal tedavi yöntemleri ile motivasyon düşükken bile olumlu sonuçlar alınabilmektedir.

BENLİKLERİNİ KANITLAMAK İÇİN ALIŞVERİŞ YAPIYORLAR!

Özgüvenle ilişkisi var mı?

Kompulsif satın alma davranışının gelişiminde temel kabuller (kendilik değerinin düşüklüğü, incinebilirlik), ebeveynlerden birinin küçük yaşta kaybı, fiziksel yoksunluklar (sakatlık) bulunabilir. Hastaların kendileriyle igili algıları dar kapsamlıdır ve bazen gerçekle uyumsuz çarpıtmalar görülür. Bu da bazen özgüven eksikliği olarak özetlenebilecek bir görünümle karşımıza çıkar. Kişi, benlik algısını arttırmak için özellikle bazı nesneleri alma ihtiyacı duyabilir. Belirli bir konuyla ilgili nesneleri kompulsif şekilde alarak, o konu hakkında yeterli oldukları duygusunu yaşayabilirler.

Taklit marka kullanma ile marka takıntısı arasında ilişki var mı?

Taklit marka kullanımına, obsesif kompulsif spektrum rahatsızlıkları içerisinde değerlendirilebilecek bir davranış olarak bakamayız

HASTA ZORLANMAMALI, YAKINLARI YARDIM ETMELİ!

OKB tedavisinde terapi nasıl uygulanıyor?

Özellikle bilişsel-davranışçı terapide sıklıkla karşılaşılan düşünsel çarpıtmaları değiştirmeye yardımcı olan özgül yöntemler kullanılmaktadır. Takıntılara eşlik eden rahatsızlık ve kaygıyı azaltmak için, uzun süreli yinelenen uyaranlara karşı sinir sisteminin alıştırılması büyük önem taşır. Eğer korkulan durum gerçek hayatta yaratılamayacak bir durumsa (hastalanma korkusu gibi) 'imgesel karşı karşıya gelme' yöntemi kullanılabilir. Korkulan durum, yinelenen şekilde zihinde yaratılır. Ayrıca OKB hastalarının yakınları, hastanın yaşadığı zorlanmaları denetim altında tutamadığını göz önünde bulundurmalıdır. Hasta yakınları, hastayı tedaviye katılması için zorlamamalıdır.



2005 yılından bu yana 604 bin çift boşandı. Aynı dönemde evlenenlerin sayısı
ise 3 milyon 700 bin.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2005 yılından bu yana 604 bin çift boşandı. Aynı dönemde evlenenlerin sayısı ise 3
milyon 700 bin. Uzmanlar, boşanma oranlarının son yıllarda gözle görülür şekilde arttığına dikkat çekiyor. Geçmiş yılların aksine
boşanmalarda ilk sırayı artık ekonomik sıkıntılar almıyor. Çalışma hayatının ağır yükü altında kalan erkek ve kadınlar 'daha rahat
yaşamak ve özgürce hareket etmek' için mahkemelerin yolunu tutuyor.
Boşanma davalarında yıllardır bilirkişi olarak görev yapan Sosyal Hizmet Uzmanı Avukat Ahmet Köse, her iki tarafın da yoğun iş
temposu sebebiyle birbirinden uzaklaştığını, bir süre sonra da ayrılmaya karar verdiklerini dile getiriyor. Uzman Klinik Psikolog Vildan
Kavak da ailedeki iletişim ve paylaşım eksikliğinin beraberinde ayrılmaları gerektiğine vurgu yapıyor.
Türkiye'de geçtiğimiz yılın ilk 9 ayında 87 bin 40 kişi boşandı. Yıl sonu itibariyle rakamın 120 bini bulduğu tahmin ediliyor. Avukat Ahmet
Köse, evliliklerin ekonomik sebeplerden ziyade 'sudan bahanelerle' bitirildiğini söylüyor. Boşanmaların daha çok evliliğin ilk 5 yılında
gerçekleştiğine işaret eden Köse, "Evli çiftler, tanıma sürecinde boşanmanın getireceği yükümlüklerin ne olacağını bilmeden
boşanıyor. Boşanmış ailelerin çocukları boşanmaya daha çok meyilli." diyor.
BATILI YAŞAM TARZI ARZUSU BOŞANMA SEBEBİ
Geçmiş yılların aksine boşanmalarda ekonomik sorunların ilk sırada yer almadığına dikkat çeken Köse, geleneksel değerlerin
çözülmesinin de bu oranı artırdığına inanıyor. Yazılı ve görsel medyanın toplumu geleneksel Türk aile yapısından uzaklaştırdığına
vurgu yapan Avukat Köse, şunları söylüyor: "Televizyonlarda gösterilen diziler, söyleşiler, programlar milletin değerlerine zarar veriyor.
Yoğun çalışma hayatına katılan kadın ve erkeklerin aileden uzaklaşması, yeni ilişkiler ve bu ilişkilerle beraber ekonomik zorluklar
boşanma sürecini hızlandırıyor. Özellikle batılı ülkelerdeki yaşama biçimlerine özenti, tek başına hayat kurmayı özgürlük olarak
algılama boşanmaların birinci sebebi olarak dikkat çekiyor. Boşanmaya karar veren çiftler sudan bahanelerle evlilikleri bitiyor.
Duruşmalarda tanık oluyoruz, gerçekten incir çekirdeğini doldurmayacak konularla çiftler ayrılıyor, çocuklar mağdur oluyor."
AİLE MAHKEMELERİ BOŞAMAMAK İÇİN MESAİ HARCIYOR
Anlaşmalı boşanmalarda davanın ilk celsede tamamlandığını, ihtilaflı boşanmaların ise yıllarca sürebildiğini anlatan Ahmet Köse, aile
mahkemelerinin çiftleri ikna etmek için çabalarını kaydediyor.
Aile danışmanı psikiyatri hizmetlerinin artırılmasıyla yuvaların korunabileceğini belirten Avukat Köse, çocuğun da boşanmaya karşı
çiftlerin tahammülünü artırdığına vurgu yapıyor. Köse, "Çocuk tarafların müşterek sorumluluklarını ve beraberliklerini artırır, evlilik bir
yuva olur. Çoğu kimse için çocuk, evliliği yuva yapan bir nimettir." ifadesini kullanıyor.
KENDİ STANDARTLARIMIZ YERİNE TV'DEKİLERİ NORMALİZE EDİYORUZ
Uzman Klinik Psikolog Vildan Kavak ise televizyonun aile bireylerinin birbirine zaman ayırmasına engel olduğunun altını çiziyor.
Dizilerin bireylerin iletişim kurmasını engellediğini savunan Kavak, şunları söylüyor: "Dizilerin içeriğinden bağımsız olarak söylemek
gerekirse, ailedeki iletişimi, paylaşımı olumsuz etkilediğini biliyoruz. Direkt aile yapısına yönelik yayınlarda bu yapıya zarar veriyor.
Dizilerdeki boşanma ve aldatma gibi olumsuz davranışlar olumsuz etkiler oluşturuyor. Yapacaklarımızı kendi standartlarımıza göre
belirleyemiyoruz. Kendi değer yargılarımıza göre değil, dizilerdeki karakterleri normalize ederek yapacaklarımızı belirliyoruz."
EVLİLİKTE İLK 5 YIL ÖNEMLİ
TÜİK'in verilerine göre boşanmalar en fazla evliliğin ilk beş yılında yaşanıyor. 2006 yılı verileri baz alındığında boşananların yüzde
42,6'sının evliliğinin beşinci yılını tamamlamamış çiftler olduğu gerçeği dikkat çekiyor. 2007'de bu oran yüzde 41,8 olarak gerçekleşti.
2008'de yüzde 41,3 olarak kayıtlara geçen bu oran 2009'da 40,1, 2010'un ilk 9 ayında ise yüzde 40 oldu.
Habertürk



2005 yılından bu yana 604 bin çift boşandı. Aynı dönemde evlenenlerin sayısı
ise 3 milyon 700 bin.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2005 yılından bu yana 604 bin çift boşandı. Aynı dönemde evlenenlerin sayısı ise 3
milyon 700 bin. Uzmanlar, boşanma oranlarının son yıllarda gözle görülür şekilde arttığına dikkat çekiyor. Geçmiş yılların aksine
boşanmalarda ilk sırayı artık ekonomik sıkıntılar almıyor. Çalışma hayatının ağır yükü altında kalan erkek ve kadınlar 'daha rahat
yaşamak ve özgürce hareket etmek' için mahkemelerin yolunu tutuyor.
Boşanma davalarında yıllardır bilirkişi olarak görev yapan Sosyal Hizmet Uzmanı Avukat Ahmet Köse, her iki tarafın da yoğun iş
temposu sebebiyle birbirinden uzaklaştığını, bir süre sonra da ayrılmaya karar verdiklerini dile getiriyor. Uzman Klinik Psikolog Vildan
Kavak da ailedeki iletişim ve paylaşım eksikliğinin beraberinde ayrılmaları gerektiğine vurgu yapıyor.
Türkiye'de geçtiğimiz yılın ilk 9 ayında 87 bin 40 kişi boşandı. Yıl sonu itibariyle rakamın 120 bini bulduğu tahmin ediliyor. Avukat Ahmet
Köse, evliliklerin ekonomik sebeplerden ziyade 'sudan bahanelerle' bitirildiğini söylüyor. Boşanmaların daha çok evliliğin ilk 5 yılında
gerçekleştiğine işaret eden Köse, "Evli çiftler, tanıma sürecinde boşanmanın getireceği yükümlüklerin ne olacağını bilmeden
boşanıyor. Boşanmış ailelerin çocukları boşanmaya daha çok meyilli." diyor.
BATILI YAŞAM TARZI ARZUSU BOŞANMA SEBEBİ
Geçmiş yılların aksine boşanmalarda ekonomik sorunların ilk sırada yer almadığına dikkat çeken Köse, geleneksel değerlerin
çözülmesinin de bu oranı artırdığına inanıyor. Yazılı ve görsel medyanın toplumu geleneksel Türk aile yapısından uzaklaştırdığına
vurgu yapan Avukat Köse, şunları söylüyor: "Televizyonlarda gösterilen diziler, söyleşiler, programlar milletin değerlerine zarar veriyor.
Yoğun çalışma hayatına katılan kadın ve erkeklerin aileden uzaklaşması, yeni ilişkiler ve bu ilişkilerle beraber ekonomik zorluklar
boşanma sürecini hızlandırıyor. Özellikle batılı ülkelerdeki yaşama biçimlerine özenti, tek başına hayat kurmayı özgürlük olarak
algılama boşanmaların birinci sebebi olarak dikkat çekiyor. Boşanmaya karar veren çiftler sudan bahanelerle evlilikleri bitiyor.
Duruşmalarda tanık oluyoruz, gerçekten incir çekirdeğini doldurmayacak konularla çiftler ayrılıyor, çocuklar mağdur oluyor."
AİLE MAHKEMELERİ BOŞAMAMAK İÇİN MESAİ HARCIYOR
Anlaşmalı boşanmalarda davanın ilk celsede tamamlandığını, ihtilaflı boşanmaların ise yıllarca sürebildiğini anlatan Ahmet Köse, aile
mahkemelerinin çiftleri ikna etmek için çabalarını kaydediyor.
Aile danışmanı psikiyatri hizmetlerinin artırılmasıyla yuvaların korunabileceğini belirten Avukat Köse, çocuğun da boşanmaya karşı
çiftlerin tahammülünü artırdığına vurgu yapıyor. Köse, "Çocuk tarafların müşterek sorumluluklarını ve beraberliklerini artırır, evlilik bir
yuva olur. Çoğu kimse için çocuk, evliliği yuva yapan bir nimettir." ifadesini kullanıyor.
KENDİ STANDARTLARIMIZ YERİNE TV'DEKİLERİ NORMALİZE EDİYORUZ
Uzman Klinik Psikolog Vildan Kavak ise televizyonun aile bireylerinin birbirine zaman ayırmasına engel olduğunun altını çiziyor.
Dizilerin bireylerin iletişim kurmasını engellediğini savunan Kavak, şunları söylüyor: "Dizilerin içeriğinden bağımsız olarak söylemek
gerekirse, ailedeki iletişimi, paylaşımı olumsuz etkilediğini biliyoruz. Direkt aile yapısına yönelik yayınlarda bu yapıya zarar veriyor.
Dizilerdeki boşanma ve aldatma gibi olumsuz davranışlar olumsuz etkiler oluşturuyor. Yapacaklarımızı kendi standartlarımıza göre
belirleyemiyoruz. Kendi değer yargılarımıza göre değil, dizilerdeki karakterleri normalize ederek yapacaklarımızı belirliyoruz."
EVLİLİKTE İLK 5 YIL ÖNEMLİ
TÜİK'in verilerine göre boşanmalar en fazla evliliğin ilk beş yılında yaşanıyor. 2006 yılı verileri baz alındığında boşananların yüzde
42,6'sının evliliğinin beşinci yılını tamamlamamış çiftler olduğu gerçeği dikkat çekiyor. 2007'de bu oran yüzde 41,8 olarak gerçekleşti.
2008'de yüzde 41,3 olarak kayıtlara geçen bu oran 2009'da 40,1, 2010'un ilk 9 ayında ise yüzde 40 oldu.
Habertürk




Özlü sözler ile ilgili yazılarımızın bu bölümünde sizlere kısa ve anlamlı özlü sözler hazırladık. Yazarları ile yani sözü söyleyen kişi ile birlikte bu sözleri sayfamızda bulacaksınız. Buyrun özlü sözler;

Kötümser yanlız tüneli görür, iyimser tünelin sonundaki ışığı görür, gerçekçi tünelle birlikte ışığı ve de gelecek treni görür. J.Harris

Bir insanın akıllı olmasına birşey dediğimiz yok. Yeter ki; aklını başkalarına kabul ettirmeye çalışmasın. Eflatun

Bana okuduğum kitapların en güzelinin hangisi olduğunu sorarsanız, Söyleyeyim: ANNEM’dir. Abraham LINCOLN

İki şeye hakkım olduğuna karar verdim: Özgürlük ve ölüm. Birine sahip olamazsam ötekini isterim çünkü hiç kimse beni canlı tutsak edemez. Harriet Tubman

Doğuştan sahip olduklarınızla yaşamayı öğrenmek bir süreç, bir katılım, yani yaşamınızın yoğrulmasıdır. Diane Wakoski

Herşey aynı nefesten alır: Hayvanlar, insanlar, ağaçlar… Hayvanlar olmazsa insanlar ne yapar? Tüm hayvanlar gitse insanların ruhu büyük bir yalnızlığa boğulur; insanlar yalnızlıktan ölür. Kızılderili Reisi Seattle

Yaşamda en önemli şey kazançlarımızı kullanmak değildir. Bunu herkes yapar. Asıl önemli olan kayıplarımızdan kazanç sağlamamızdır. Bu zeka gerektirir;akıllı insanlarla aptal insanlar arasındaki fark budur. William Bolith

Dünyanın her yerinden herkesin yenileceği bir yer vardır. Kimilerini yenilgi yıkar , kimileriyse zaferle küçülür, bayağılaşırlar. Büyüklük, hem yenilgiyi, hem de zaferi kabullenebilen kişilerde yaşar. John Steinbeck

Herşeye karşın herkes sevdiğini öldürür. Kimi bunu sert bakışıyla yapar, kimi de yüze gülen bir sözcükle, korkak kişi bunu bir öpücükle, cesur adam bir kılıçla Oscar Wilde

Sevilmek umuduyla sevmek insanidir.Fakat sevmek için sevmek, meleklere özgüdür. Alphonse de Lamartin

Aşktan korkmak, yaşamdan korkmak demektir ve yaşamdan korkanlar şimdiden üç kez ölmüşlerdir. Bertnard Russel

Yaşamımda edindiğim en büyük bilgi şudur; Kendi kendine yardım etmeyi bilmeyene , hiç kimse yardım etmez. Pestalozzi

Herşeye karşın herkes sevdiğini öldürür. Kimi bunu sert bakışıyla yapar, kimi de yüze gülen bir sözcükle, korkak kişi bunu bir öpücükle, cesur adam bir kılıçla Oscar Wilde

Şanssızlığa katlanabiliriz , çünkü dışarıdan gelir ve tümüyle rastlantısaldır. Oysa yaşamda bizi asıl yaralayan , yaptığımız hatalara hayıflanmaktır. Oscar Wilde

Herkesin üç kişiliği vardır; Ortaya çıkardığı , sahip olduğu , sahip olduğunu sandığı. Alphonse Karr

İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur. Mevlana

Cehaletle deha arasındaki gerçek fark nedir biliyor musunuz? Dehanın sınırları var cehaletinse hiçbir sınırı yoktur. Whoopi Goldberg

Rüyaları gerçekleştirmenin en iyi yolu uyanmaktır. S. M. Power

Büyük adamların hataları güneş tutulmasına benzer, onları herkes görür. Cucong

Boş zaman yoktur boşa geçen zaman vardır. Tagore

Acınmaktansa kıskanılmak dana iyidir. Heredot

Düşman isterseniz dostlarınızı geçmeye çalışınız. Dost isterseniz , bırakın , dostlarınız sizi geçsin. La Rochefoucauld

Yirmi yaşındaki bir insan, dünyayı değiştirmek ister . Yetmiş yaşına gelince , yine dünyayı değiştirmek ister, ama yapamayacağını bilir. Clarence S.Darrow

Doğruluk sonsuzluğun güneşidir. Nasıl olsa doğar. Wendell Phillips

Büyük sıçrayışı gerçekleştirmek isteyen, birkaç adım geriye gitmek zorundadır. Bugün yarına dünle beslenerek yol alır. Bertolt Brecht

Sık ve çok gülmek; zeki insanların saygısını ve çocukların sevgisini, şefkatini kazanmak; dürüst eleştirilerin taktirine layık olmak ve yanlış arkadaşların ihanetlerine katlanabilmek; güzelliği taktir edebilmek, başkalarındaki “en iyiyi bulabilmek”; sağlık Ralph Waldo Emerson

Herşeyi denerim; ama yapabildiklerimi yaparım. Herman Melville

Aşk bir kadının yaşamının tüm öyküsü, erkeğin ise yalnızca bir serüvenidir. Madama de Stael

Aşkın gizemi, ölümün gizeminden daha büyüktür. Oscar Wilde

Niçin hep birlikte barış ve uyum içinde yaşamayalım? Hepimiz aynı yıldızlara bakıyoruz, aynı gezegenin üzerindeki yol arkadaşlarıyız ve aynı gökyüzünün altında yaşıyoruz. Aunius Aurelius Simachus

Aşk hakkında herşey doğru, herşey yanlıştır. Hakkında söylenecek hiçbir şeyin saçma olmadığı tek şey aşktır. Chamfort

Buradaki sözleri beğenmedinizmi hadi o zaman
Evet sıra sizde: Sizde buradakilerden farklı ve yeni özlü söz yazmak için aşağıdaki yorum bölümünü kullanabilirsiniz. Nazlim.Net




Özlü sözler ile ilgili yazılarımızın bu bölümünde sizlere kısa ve anlamlı özlü sözler hazırladık. Yazarları ile yani sözü söyleyen kişi ile birlikte bu sözleri sayfamızda bulacaksınız. Buyrun özlü sözler;

Kötümser yanlız tüneli görür, iyimser tünelin sonundaki ışığı görür, gerçekçi tünelle birlikte ışığı ve de gelecek treni görür. J.Harris

Bir insanın akıllı olmasına birşey dediğimiz yok. Yeter ki; aklını başkalarına kabul ettirmeye çalışmasın. Eflatun

Bana okuduğum kitapların en güzelinin hangisi olduğunu sorarsanız, Söyleyeyim: ANNEM’dir. Abraham LINCOLN

İki şeye hakkım olduğuna karar verdim: Özgürlük ve ölüm. Birine sahip olamazsam ötekini isterim çünkü hiç kimse beni canlı tutsak edemez. Harriet Tubman

Doğuştan sahip olduklarınızla yaşamayı öğrenmek bir süreç, bir katılım, yani yaşamınızın yoğrulmasıdır. Diane Wakoski

Herşey aynı nefesten alır: Hayvanlar, insanlar, ağaçlar… Hayvanlar olmazsa insanlar ne yapar? Tüm hayvanlar gitse insanların ruhu büyük bir yalnızlığa boğulur; insanlar yalnızlıktan ölür. Kızılderili Reisi Seattle

Yaşamda en önemli şey kazançlarımızı kullanmak değildir. Bunu herkes yapar. Asıl önemli olan kayıplarımızdan kazanç sağlamamızdır. Bu zeka gerektirir;akıllı insanlarla aptal insanlar arasındaki fark budur. William Bolith

Dünyanın her yerinden herkesin yenileceği bir yer vardır. Kimilerini yenilgi yıkar , kimileriyse zaferle küçülür, bayağılaşırlar. Büyüklük, hem yenilgiyi, hem de zaferi kabullenebilen kişilerde yaşar. John Steinbeck

Herşeye karşın herkes sevdiğini öldürür. Kimi bunu sert bakışıyla yapar, kimi de yüze gülen bir sözcükle, korkak kişi bunu bir öpücükle, cesur adam bir kılıçla Oscar Wilde

Sevilmek umuduyla sevmek insanidir.Fakat sevmek için sevmek, meleklere özgüdür. Alphonse de Lamartin

Aşktan korkmak, yaşamdan korkmak demektir ve yaşamdan korkanlar şimdiden üç kez ölmüşlerdir. Bertnard Russel

Yaşamımda edindiğim en büyük bilgi şudur; Kendi kendine yardım etmeyi bilmeyene , hiç kimse yardım etmez. Pestalozzi

Herşeye karşın herkes sevdiğini öldürür. Kimi bunu sert bakışıyla yapar, kimi de yüze gülen bir sözcükle, korkak kişi bunu bir öpücükle, cesur adam bir kılıçla Oscar Wilde

Şanssızlığa katlanabiliriz , çünkü dışarıdan gelir ve tümüyle rastlantısaldır. Oysa yaşamda bizi asıl yaralayan , yaptığımız hatalara hayıflanmaktır. Oscar Wilde

Herkesin üç kişiliği vardır; Ortaya çıkardığı , sahip olduğu , sahip olduğunu sandığı. Alphonse Karr

İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur. Mevlana

Cehaletle deha arasındaki gerçek fark nedir biliyor musunuz? Dehanın sınırları var cehaletinse hiçbir sınırı yoktur. Whoopi Goldberg

Rüyaları gerçekleştirmenin en iyi yolu uyanmaktır. S. M. Power

Büyük adamların hataları güneş tutulmasına benzer, onları herkes görür. Cucong

Boş zaman yoktur boşa geçen zaman vardır. Tagore

Acınmaktansa kıskanılmak dana iyidir. Heredot

Düşman isterseniz dostlarınızı geçmeye çalışınız. Dost isterseniz , bırakın , dostlarınız sizi geçsin. La Rochefoucauld

Yirmi yaşındaki bir insan, dünyayı değiştirmek ister . Yetmiş yaşına gelince , yine dünyayı değiştirmek ister, ama yapamayacağını bilir. Clarence S.Darrow

Doğruluk sonsuzluğun güneşidir. Nasıl olsa doğar. Wendell Phillips

Büyük sıçrayışı gerçekleştirmek isteyen, birkaç adım geriye gitmek zorundadır. Bugün yarına dünle beslenerek yol alır. Bertolt Brecht

Sık ve çok gülmek; zeki insanların saygısını ve çocukların sevgisini, şefkatini kazanmak; dürüst eleştirilerin taktirine layık olmak ve yanlış arkadaşların ihanetlerine katlanabilmek; güzelliği taktir edebilmek, başkalarındaki “en iyiyi bulabilmek”; sağlık Ralph Waldo Emerson

Herşeyi denerim; ama yapabildiklerimi yaparım. Herman Melville

Aşk bir kadının yaşamının tüm öyküsü, erkeğin ise yalnızca bir serüvenidir. Madama de Stael

Aşkın gizemi, ölümün gizeminden daha büyüktür. Oscar Wilde

Niçin hep birlikte barış ve uyum içinde yaşamayalım? Hepimiz aynı yıldızlara bakıyoruz, aynı gezegenin üzerindeki yol arkadaşlarıyız ve aynı gökyüzünün altında yaşıyoruz. Aunius Aurelius Simachus

Aşk hakkında herşey doğru, herşey yanlıştır. Hakkında söylenecek hiçbir şeyin saçma olmadığı tek şey aşktır. Chamfort

Buradaki sözleri beğenmedinizmi hadi o zaman
Evet sıra sizde: Sizde buradakilerden farklı ve yeni özlü söz yazmak için aşağıdaki yorum bölümünü kullanabilirsiniz. Nazlim.Net




Sevgi şiirleri sayfamızda ünlü ve amatör şairler tarafından yazılmış sevgi ve aşk ile ilgili sevgi şiirleri

Ağlamak

Dünyada birtek seni sevdim desem
bana inanırmısın
benim için ne yapacagını sorsam
ne yapardı.

Sen bana sorsan ne yaparım bilirmisin
ugruna ölür
sana canımı veririm hiç bilirmisin
tek senin için gulum

Sen bana sorsan cevabımı bilirmisin
bilemesin çünkü senin içinağlayan
ben sana ölürüm
biterim ve sana ömrüm boyunca
Seni seviyorum derim

———-

AŞKIN RESMİNİ ÇİZMEK YA DA FOTOĞRAFINI ÇEKMEK

Aşkı değil kendini tarif eder
Aşık olan,aşkı yaşayan,
Çıkmamıştır bunca zaman
Birgün çıkar belki
Aşkı hakkıyla anlatan…

Uygun bir kalem bulabilsem,
Bir kamera icat edebilsem
O kadar çok istiyorum ki
Salt aşkın resmini çizmek
Ve de fotoğrafını çekmek…
Boşuna gitmeyecek
Aşkı arayanda bunca emek…

İstiyorum ki herkes
Aşkı görsün,tanısın
Aşkı arasın bilerek
Yanacaksa da aşkı bile bile yansın,
Bile bile ağlasın isterse…
Mağdur ve mahzun olmasın kimse
İşine gelirse
Aşkla tanışsın…

———-

AŞK SARHOŞU

Senden başkasını görmüyorum
Bana kör diyorlar
Saatlerce kapından ayrılmıyorum.
Sen dilencisin diyorlar
Dağlara,taşlara “seni seviyorum”diye haykırıyorum
Her yere adını yazıyorum
Sen delisin diyorlar
Sevdiğim,varsın desinler
Her şeyi söylesinler
Yeterki bilsinler ben aşk sarhoşuyum.
Sevdiğim,razıyım bir ömür boyu aşk sarhoşu olmaya
Yeterki sende razı ol ömrünü bana adamaya
Sende razı ol bir ömür boyu aşk sarhoşu olmaya

———-


Senden Öğrendim Gülüm

Gözlerinden öğrendim ben herşeyi
Siyahın ne güzel renk olduğunu
İlk görüşte aşkın ne olduğunu,
Sevgiyi ve onun büyüklüğünü

Ellerinden öğrendim ben dokunabilmeyi
Bir dokunuşun nasıl iç yaktığını
O anki dünyayı umursamazlığı
Sanki o anın hiç bitmeyecekmişliğini

Saçlarından öğrendim ben neşeyle savrulmayı
Seni bağrıma basmanın mutluluğunu
Kollarına atılıp hiç bırakmamacasına sarılmayı
Teninin kokusunu unutmamayı

Resimlerine bakıp avunmayı,
Sana ancak dualarla ulaşmayı
Sadece rüyalarda görüşmeyi öğrettin be Gülüm
Sen bana acıyı, hüznü öğrettin

Bir de bırakıp gitmeyi öğrendim senden
Sessizce, ardına bakmadan kaçıp gitmeyi
Çaresizlikten ağlamayı öğrendim be Gülüm
Mutluluğu özlemeyi de öğrendim

Ben de sana kaybetmeyi öğreteyim,
Severken ayrılmayı, ayrılırken yıkılmayı
Elvedanın anlamını öğretiyorum sana ben
Elveda çiçeğim, Elveda Gülüm, Elveda

———-

Sevgi

Sevgi ışık, sevgi umut
Kâinatın gizi sevgi
Sevgi soyut, sevgi somut
Gönlün gören gözü sevgi

Sevgi huzur, sevgi barış
Sevgi ilmek, sevgi nakış
Sevgi gülüş, sevgi bakış
Gönüllerin közü sevgi

Sevgi bahar, sevgi rahmet
Sevgi kazanç, sevgi servet
Sevgi dostluk, sevgi sohbet
Ömrün tadı, tuzu sevgi

Sevgi güneş, sevgi ataş
Sevgi menzil, sevgi yoldaş
Sevgi Yunus, sevgi Bektaş
Yesevî’nin sözü sevgi

Sevgi hayat, sevgi dünya
Sevgi gönül, sevgi derya
Sevgi bâde, sevgi rüya
Sevgilinin nazı sevgi

Sevgi ilim, sevgi irfan
Sevgi çâre, sevgi derman
Sevgi Tanrı, sevgi iman
Dört kitabın izi sevgi

Sevgi evvel, sevgi âhir
Sevgi kevser, sevgi nehir
Sevgi tılsım, sevgi şiir
Ozantürk’ün özü sevgi

umut çiçegim

bu kışta üşüyorum.
kimbilir kaç kış daha üşüyeceğim.
sana yanacağım bu yazda.
ve kim bilir kaç yaz daha.
kaç bahar seni açacak bütün çiçekler,
senden uçacak bütün böcekler.
arılar seni koyacak kovanlarına,
kaç ülke gezecek seni göçmen kuşlar…
ama sen hep umut çiçeğim olacaksın.
yaşayacağız yaşlanacağız seninle.
sürekli değişen dünyamda değişmeyecek tek gerçeğim olacaksın ömür boyu.

Bağlanmışım

Gözlerin coşkun ırmak köprüsüz geçeceğim
Bilmiyorum geçerken acep ne yapacağım
Belkide bu dünyadan kaybolup göçeceğim
En temiz duygularla bağlanmışım kalmışım.

Aşkın sevdan hatıran bende öyle büyük ki
Katmer oldu üst üste perçinledin kalbimi
Anlamadın geçtin gittin aldım senin derdini
En temiz duygularla bağlanmışım kalmışım.

Bazen sisler içinde beliren hayaline koşarım
Heveslenir umutlanır neşe dolar coşarım
Her gün ağlar küserim sabrederim yaşarım
En temiz duygularla bağlanmışım kalmışım.

Bir yara belirdi birden sevince kanamıştı
Sağ olsun tanıdıklar sebepsiz ağlatmıştı
Sevdim ama sormayın Yaradan bağlatmıştı
En temiz duygularla bağlanmışım kalmışım.

Yaramı sardı doktor sevgiyle merhem sürdü
İyileştim doğruldum gözlerim o yari gördü
İşte dedim işte budur aşk hafifçe bana güldü
Bundan böyle ben yare bağlanmışım kalmışım.

SEVGİ
Tüm canlılar aç
Hepsi de muhtaç
Gönüllerde taç
Yürekte inanç
Dertlere ilaç
O bir ihtiyaç
Yudum yudum iç
Etrafına saç
Kalbini kuşat
Onu hep yaşat
Sevgidir adı
Hayatın tadı.

Sevgin Kadar Güçlüsün

Sevgi hasrettir
Sevgi, güzellik,
Sevgi umuttur
Sevgi yaşamak

Sevgi, gülen yüz
Sevgi, bakan göz,
Sevgi; sıcaklık
Sevgi yaşamak

Sevgi, amaçtır,
Sevgi bir kaygı
Sevgi, içten söz.
Sevgi yaşamak.

Sevgi bir kucak,
Sevgi tutan el
Sevgi Uçuşmak
Sevgi; yaşamak

Sevgi umuttur
Sevgi kaynaşmak,
Sevgi sabırdır
Sevgi; yaşamak

Sevgi emektir,
Sevgi bereket
Sevgi hayattır
Sevgi; yaşamak

Sevgi sıcak söz
Sevgi busedir
Sevgi`yi yakan göz
Sevgi; yaşamak

Sevgi biterse
Duygu yok olur
Hayat anlamsız
Amaç kaybolur

Acıma kalmaz,
İnsanlık olmaz
Sevginin yerini
Hiçbir şey almaz.

Nerede güzellik
Orada sevgi var
Sevgisiz bu dünya,
Sanki bir mezar

Duyguların çoğalır,
Geleceğe ümitsin
Unutma sözlerimi,
Sevgin kadar güçlüsün


GÖNÜL BAHÇESİ

Gökyüzünde bir bulut olayım
Yağmur olup yeryüzüne yağayım.
Gönül bahçende bir gül olayım
Sen görmeden ben açayım.
Kırlarda lale, sümbül olayım
Etrafına kokularım saçağım.
Özgürce uçan bir kuş olayım
Gelip pencerene konayım.
Sana aşk şarkıları okuyayım
Bırak da hiç susmayayım.
Kalbimin kapısını sana açayım
Gönül bahçemden sevgi saçayım.
Ben bu aşkta hep olayım
Gönül bahçene ulaşayım.
Senden uzaklarda olmayayım
Kalbinin baş köşesinde olayım.

BENİM CANIMSIN

Sen benim tutkularımsın
Sen benim sevdalarımsın
Kuruyan toprağımda nemsin
Susuzluğumda suyumsun
Gönül bahçemde çiçeğim
Sen benim canımsın.
Sen benim umutlarımsın
Aşk odağımda aşkımsın
Kalbimin atışlarısın
Damarlarımda can suyum
Sen yaşam kaynağımsın
Sen benim canımsın.
Geceleri hayallerimsin
Gündüzleri özlemimsin
Gönül karanlığımda ışığım
Sen benim hayatımsın
Sen benim canımsın

SEVGİLİYE

Ah o aşk deden duygu
Hepimizin yüreğini içten içe yakmıyo mu?
Evet yakıyo hemde öle bir yakıyo ki
Katlanıyosun o yangına katlanmak zorundasın onu istiyosn

Ben aşık olduğum zaman yanmıyo bu yüreğim her zman
Çünki benim yüreğim sevdiğim için yanıyor bir başkasına yanmıyor
Ama bu yüreğim ne zman yanar blior musun?
Ben seviosam ve onun sevgisni görmüyorsam

İşte o zman yüreğim yanmaz acı çeker ve bu acı giderek büyür
Kimse ama kimse dindiremez bu yürekteki acıyı
Bunu anca bir tek şey dindire blir
Ölüm…Evet ölüm

Ben o kadar çok sevmişken
Onun uğruna canımı bile ortaya koymuşken
Onun sevmediğini anlarsam aklıma tekşey gelir
Ben bunca zaman kimi sevdim?

Kimin için attı bu kalp…
Sorarım kendi kendime kimin için yandı bu yürek
Son mektubumu bıraktım sana sevgilim
Sen bunu okuduğunda ben hayatta olmicam

Seninle başladığım bu hayata
Seninle tanıştığım ilk yerde veda ediyorum
Ama şunuda bilmeni isterimki
Ben seni sevdim ve sevmeyede devam edeceğim.

Sevgi Nedir

Gecenin bir saatinde uykuya inat
Ağlayan bebesini emzirmektir sevgi.
Bülbülün güle figan edişi,
Gülün umursamaz tavrıdır sevgi.
Sevgi merhamet demek.
Sevgi çile çekmek..

İhtiyacı olana yalvartmadan vermek,
Masum bir tebessümdür sevgi.
İçi dolu sımsıcak bir bakış,
Yumuşak bir dokunuştur sevgi.
Sevgi dokunuş demek.
Sevgi almadan vermek.

Bir kuşun özgürlüğe kanat çırpışı,
Kardelenin inanılmaz çıkışıdır sevgi.
Avın avcıya yalvaran bakışı,
Tuzaktan salıverilişidir sevgi.
Sevgi bedel ödemek.
Sevgi acı çekmek.

Derviş Yunus’un kırk yıl of demeden,
Tekkeye odun taşıyışıdır sevgi.
Yusuf’un kör kuyudaki sabrı,
Mısır’a sultan oluşudur sevgi.
Sevgi sabırla beklemek,
Sevgi istemeyi bilmek.

Hallac-ı Mansur’un Ene’l Hak deyişi,
Mevlana’nın Mecusi’ye çağrısıdır sevgi.
Çölde kalmışa bir testi su,
İdam mahkumunun son arzusudur sevgi.
Sevgi ateşten gömlek,
Sevgi sehpaya gitmek.

Ferhat’ın aşılmaz denen demir dağı,
İnanarak sabırla delişidir sevgi.
Mecnun’un Leyla’da kainatı görüşü,
Çöle kendini vuruşudur sevgi.
Sevgi sırrı keşfetmek,
Sevgi emek sarfetmek.

Tomurcuğun patlayıp toprağı zorlayışı,
Rüzgarın bulutu taşımasıdır sevgi.
Derenin yatağını kendi buluşu,
Kıvrım kıvrım akışıdır sevgi.
Sevgi çekip gitmek,
Sevgi özgürlük demek.

Çaresiz kaldığı anlarda tıbbın,
Hastanın Rab’bine yönelişidir sevgi.
Çalınmadık kapı bırakmamak,
Yelkensizde denize açılmaktır sevgi.
Sevgi umut demek,
Sevgi beklemeyi bilmek.

Bebeğimsin

Sen bana küsebilir misin bebeğim
Hasta olursun göremediğin anlarda
Eririm gözlerinde yanar yüreğim
Bakışlarını kaçırsan da yakalanırsın gizli bakışlarında

Nasıl ertelersin göz yaşlarını gözümden
Kanaryalar kanatırken yaramı bestelerinde
Sen ki cansın canansın biricik özümden
Baharısın ömrümün içine düşen esintilerinde

Haydi koş kollarıma boşluğumdaki can
Yasla başını omuzum özleminle yanar
Damladın yüreğime minik bir odayken oldun han
Kalk kırdığın bu kalbi gülümseyerek onar

Haydi bebeğim biricik sevdam

BEN SENLE VARIM

Ben seni senden çok uzakta sevdim
ben bir yıldızdım evrende
sense varlıgımdan habersiz dönen dünya
yanındaydım bilki her anında
sevincinde de hüznünde de gamında da
ama sen bilemezdin bunları asla ve asla
içimde kopardıda tufanlar ardı ardına
şimşekler çakardı da
sen yine aldırmadan dönerdin yanımda
bense yalnız seni izlerdim evrenin başıboşluğunda
işte benim hayatımın masalı burda
geçmişimde sen hayalimde sen
ve bilki her anımda yine sen
SENSİZLİK ÖLÜM BANA
ÜLÜM ACIR SENLEYKEN
DESİNLERKİ ECELİNDİR GELEN
GELEN SEN OLDA GÜLEREK ÖLEYİM BEN
GÜL YÜZÜNE BAKAMAZSAM
SON KEZ SARILAMAZSAM
ÇIKAR MI Kİ BU CAN BU BEDENDEN
bilki bu kalp senin
ölesiye sevildin ÇÜNKÜ BİTANEM

Sevgi

Sevgi yön
Nefret sondur.

Sevgi göl
Nefret Çöldür.

Sevgi hayat
Nefret bayattır.

Sevgi düzen
Nefret üzendir.

Sevgi çokluk
Nefret yokluktur.

Sevgi Yar
Nefret dardır.

Sevgi gülüm
Nefret zulümdür.

Sevgi istek
Nefret köstektir.

Sevgi yaz
Nefret güzdür

Sevgi yarın
Nefret sorundur.

Sevgi ses
Nefret yastır.

Sevgi uzlaşmak
Nefret yozlaşmaktır.
Serdar KORKMAZ

Sevgi ateş, sevgi kardır
Sevgi ayva, sevgi nardır
Her gönülde sevgi vardır
Sevgi Bitmez bir türküdür
Ayşen ALMAZ

Sevgi huzur, sevgi acı
Sevgi sarhoş, sevgi hacı
Sevgi dertse, aşk ilacı
Sevgi bitmez bir yaradır
Hasan

Sevgi sondur, sevgi baştır
Sevgi ekmek sevgi aştır
Sevgi bitmez bir telaştır
Sevgi şahı mat edendir
Yıldırım Sönmez

Sevgi yokluk, sevgi varlık
Sevgi genlik, sevgi darlık
Sevgi kulluk, sevgi çarlık
Sevgi sonmez bir ışıktır

Sevgi

Bir çukur kaz toprağa
Derinliği sevgi+sevgi+sevgi olsun

İçini gübrele
Formülü sevgi+sevgi+sevgi olsun

Etrafını çitle çevir
Ölçüleri sevgi+sevgi+sevgi olsun

Beni içine ek
Senin kalbinde yeşermek istiyorum..


Kaynak: http://www.nazlim.net/siir-siiri/sevgi-siirleri.html




Sevgi şiirleri sayfamızda ünlü ve amatör şairler tarafından yazılmış sevgi ve aşk ile ilgili sevgi şiirleri

Ağlamak

Dünyada birtek seni sevdim desem
bana inanırmısın
benim için ne yapacagını sorsam
ne yapardı.

Sen bana sorsan ne yaparım bilirmisin
ugruna ölür
sana canımı veririm hiç bilirmisin
tek senin için gulum

Sen bana sorsan cevabımı bilirmisin
bilemesin çünkü senin içinağlayan
ben sana ölürüm
biterim ve sana ömrüm boyunca
Seni seviyorum derim

———-

AŞKIN RESMİNİ ÇİZMEK YA DA FOTOĞRAFINI ÇEKMEK

Aşkı değil kendini tarif eder
Aşık olan,aşkı yaşayan,
Çıkmamıştır bunca zaman
Birgün çıkar belki
Aşkı hakkıyla anlatan…

Uygun bir kalem bulabilsem,
Bir kamera icat edebilsem
O kadar çok istiyorum ki
Salt aşkın resmini çizmek
Ve de fotoğrafını çekmek…
Boşuna gitmeyecek
Aşkı arayanda bunca emek…

İstiyorum ki herkes
Aşkı görsün,tanısın
Aşkı arasın bilerek
Yanacaksa da aşkı bile bile yansın,
Bile bile ağlasın isterse…
Mağdur ve mahzun olmasın kimse
İşine gelirse
Aşkla tanışsın…

———-

AŞK SARHOŞU

Senden başkasını görmüyorum
Bana kör diyorlar
Saatlerce kapından ayrılmıyorum.
Sen dilencisin diyorlar
Dağlara,taşlara “seni seviyorum”diye haykırıyorum
Her yere adını yazıyorum
Sen delisin diyorlar
Sevdiğim,varsın desinler
Her şeyi söylesinler
Yeterki bilsinler ben aşk sarhoşuyum.
Sevdiğim,razıyım bir ömür boyu aşk sarhoşu olmaya
Yeterki sende razı ol ömrünü bana adamaya
Sende razı ol bir ömür boyu aşk sarhoşu olmaya

———-


Senden Öğrendim Gülüm

Gözlerinden öğrendim ben herşeyi
Siyahın ne güzel renk olduğunu
İlk görüşte aşkın ne olduğunu,
Sevgiyi ve onun büyüklüğünü

Ellerinden öğrendim ben dokunabilmeyi
Bir dokunuşun nasıl iç yaktığını
O anki dünyayı umursamazlığı
Sanki o anın hiç bitmeyecekmişliğini

Saçlarından öğrendim ben neşeyle savrulmayı
Seni bağrıma basmanın mutluluğunu
Kollarına atılıp hiç bırakmamacasına sarılmayı
Teninin kokusunu unutmamayı

Resimlerine bakıp avunmayı,
Sana ancak dualarla ulaşmayı
Sadece rüyalarda görüşmeyi öğrettin be Gülüm
Sen bana acıyı, hüznü öğrettin

Bir de bırakıp gitmeyi öğrendim senden
Sessizce, ardına bakmadan kaçıp gitmeyi
Çaresizlikten ağlamayı öğrendim be Gülüm
Mutluluğu özlemeyi de öğrendim

Ben de sana kaybetmeyi öğreteyim,
Severken ayrılmayı, ayrılırken yıkılmayı
Elvedanın anlamını öğretiyorum sana ben
Elveda çiçeğim, Elveda Gülüm, Elveda

———-

Sevgi

Sevgi ışık, sevgi umut
Kâinatın gizi sevgi
Sevgi soyut, sevgi somut
Gönlün gören gözü sevgi

Sevgi huzur, sevgi barış
Sevgi ilmek, sevgi nakış
Sevgi gülüş, sevgi bakış
Gönüllerin közü sevgi

Sevgi bahar, sevgi rahmet
Sevgi kazanç, sevgi servet
Sevgi dostluk, sevgi sohbet
Ömrün tadı, tuzu sevgi

Sevgi güneş, sevgi ataş
Sevgi menzil, sevgi yoldaş
Sevgi Yunus, sevgi Bektaş
Yesevî’nin sözü sevgi

Sevgi hayat, sevgi dünya
Sevgi gönül, sevgi derya
Sevgi bâde, sevgi rüya
Sevgilinin nazı sevgi

Sevgi ilim, sevgi irfan
Sevgi çâre, sevgi derman
Sevgi Tanrı, sevgi iman
Dört kitabın izi sevgi

Sevgi evvel, sevgi âhir
Sevgi kevser, sevgi nehir
Sevgi tılsım, sevgi şiir
Ozantürk’ün özü sevgi

umut çiçegim

bu kışta üşüyorum.
kimbilir kaç kış daha üşüyeceğim.
sana yanacağım bu yazda.
ve kim bilir kaç yaz daha.
kaç bahar seni açacak bütün çiçekler,
senden uçacak bütün böcekler.
arılar seni koyacak kovanlarına,
kaç ülke gezecek seni göçmen kuşlar…
ama sen hep umut çiçeğim olacaksın.
yaşayacağız yaşlanacağız seninle.
sürekli değişen dünyamda değişmeyecek tek gerçeğim olacaksın ömür boyu.

Bağlanmışım

Gözlerin coşkun ırmak köprüsüz geçeceğim
Bilmiyorum geçerken acep ne yapacağım
Belkide bu dünyadan kaybolup göçeceğim
En temiz duygularla bağlanmışım kalmışım.

Aşkın sevdan hatıran bende öyle büyük ki
Katmer oldu üst üste perçinledin kalbimi
Anlamadın geçtin gittin aldım senin derdini
En temiz duygularla bağlanmışım kalmışım.

Bazen sisler içinde beliren hayaline koşarım
Heveslenir umutlanır neşe dolar coşarım
Her gün ağlar küserim sabrederim yaşarım
En temiz duygularla bağlanmışım kalmışım.

Bir yara belirdi birden sevince kanamıştı
Sağ olsun tanıdıklar sebepsiz ağlatmıştı
Sevdim ama sormayın Yaradan bağlatmıştı
En temiz duygularla bağlanmışım kalmışım.

Yaramı sardı doktor sevgiyle merhem sürdü
İyileştim doğruldum gözlerim o yari gördü
İşte dedim işte budur aşk hafifçe bana güldü
Bundan böyle ben yare bağlanmışım kalmışım.

SEVGİ
Tüm canlılar aç
Hepsi de muhtaç
Gönüllerde taç
Yürekte inanç
Dertlere ilaç
O bir ihtiyaç
Yudum yudum iç
Etrafına saç
Kalbini kuşat
Onu hep yaşat
Sevgidir adı
Hayatın tadı.

Sevgin Kadar Güçlüsün

Sevgi hasrettir
Sevgi, güzellik,
Sevgi umuttur
Sevgi yaşamak

Sevgi, gülen yüz
Sevgi, bakan göz,
Sevgi; sıcaklık
Sevgi yaşamak

Sevgi, amaçtır,
Sevgi bir kaygı
Sevgi, içten söz.
Sevgi yaşamak.

Sevgi bir kucak,
Sevgi tutan el
Sevgi Uçuşmak
Sevgi; yaşamak

Sevgi umuttur
Sevgi kaynaşmak,
Sevgi sabırdır
Sevgi; yaşamak

Sevgi emektir,
Sevgi bereket
Sevgi hayattır
Sevgi; yaşamak

Sevgi sıcak söz
Sevgi busedir
Sevgi`yi yakan göz
Sevgi; yaşamak

Sevgi biterse
Duygu yok olur
Hayat anlamsız
Amaç kaybolur

Acıma kalmaz,
İnsanlık olmaz
Sevginin yerini
Hiçbir şey almaz.

Nerede güzellik
Orada sevgi var
Sevgisiz bu dünya,
Sanki bir mezar

Duyguların çoğalır,
Geleceğe ümitsin
Unutma sözlerimi,
Sevgin kadar güçlüsün


GÖNÜL BAHÇESİ

Gökyüzünde bir bulut olayım
Yağmur olup yeryüzüne yağayım.
Gönül bahçende bir gül olayım
Sen görmeden ben açayım.
Kırlarda lale, sümbül olayım
Etrafına kokularım saçağım.
Özgürce uçan bir kuş olayım
Gelip pencerene konayım.
Sana aşk şarkıları okuyayım
Bırak da hiç susmayayım.
Kalbimin kapısını sana açayım
Gönül bahçemden sevgi saçayım.
Ben bu aşkta hep olayım
Gönül bahçene ulaşayım.
Senden uzaklarda olmayayım
Kalbinin baş köşesinde olayım.

BENİM CANIMSIN

Sen benim tutkularımsın
Sen benim sevdalarımsın
Kuruyan toprağımda nemsin
Susuzluğumda suyumsun
Gönül bahçemde çiçeğim
Sen benim canımsın.
Sen benim umutlarımsın
Aşk odağımda aşkımsın
Kalbimin atışlarısın
Damarlarımda can suyum
Sen yaşam kaynağımsın
Sen benim canımsın.
Geceleri hayallerimsin
Gündüzleri özlemimsin
Gönül karanlığımda ışığım
Sen benim hayatımsın
Sen benim canımsın

SEVGİLİYE

Ah o aşk deden duygu
Hepimizin yüreğini içten içe yakmıyo mu?
Evet yakıyo hemde öle bir yakıyo ki
Katlanıyosun o yangına katlanmak zorundasın onu istiyosn

Ben aşık olduğum zaman yanmıyo bu yüreğim her zman
Çünki benim yüreğim sevdiğim için yanıyor bir başkasına yanmıyor
Ama bu yüreğim ne zman yanar blior musun?
Ben seviosam ve onun sevgisni görmüyorsam

İşte o zman yüreğim yanmaz acı çeker ve bu acı giderek büyür
Kimse ama kimse dindiremez bu yürekteki acıyı
Bunu anca bir tek şey dindire blir
Ölüm…Evet ölüm

Ben o kadar çok sevmişken
Onun uğruna canımı bile ortaya koymuşken
Onun sevmediğini anlarsam aklıma tekşey gelir
Ben bunca zaman kimi sevdim?

Kimin için attı bu kalp…
Sorarım kendi kendime kimin için yandı bu yürek
Son mektubumu bıraktım sana sevgilim
Sen bunu okuduğunda ben hayatta olmicam

Seninle başladığım bu hayata
Seninle tanıştığım ilk yerde veda ediyorum
Ama şunuda bilmeni isterimki
Ben seni sevdim ve sevmeyede devam edeceğim.

Sevgi Nedir

Gecenin bir saatinde uykuya inat
Ağlayan bebesini emzirmektir sevgi.
Bülbülün güle figan edişi,
Gülün umursamaz tavrıdır sevgi.
Sevgi merhamet demek.
Sevgi çile çekmek..

İhtiyacı olana yalvartmadan vermek,
Masum bir tebessümdür sevgi.
İçi dolu sımsıcak bir bakış,
Yumuşak bir dokunuştur sevgi.
Sevgi dokunuş demek.
Sevgi almadan vermek.

Bir kuşun özgürlüğe kanat çırpışı,
Kardelenin inanılmaz çıkışıdır sevgi.
Avın avcıya yalvaran bakışı,
Tuzaktan salıverilişidir sevgi.
Sevgi bedel ödemek.
Sevgi acı çekmek.

Derviş Yunus’un kırk yıl of demeden,
Tekkeye odun taşıyışıdır sevgi.
Yusuf’un kör kuyudaki sabrı,
Mısır’a sultan oluşudur sevgi.
Sevgi sabırla beklemek,
Sevgi istemeyi bilmek.

Hallac-ı Mansur’un Ene’l Hak deyişi,
Mevlana’nın Mecusi’ye çağrısıdır sevgi.
Çölde kalmışa bir testi su,
İdam mahkumunun son arzusudur sevgi.
Sevgi ateşten gömlek,
Sevgi sehpaya gitmek.

Ferhat’ın aşılmaz denen demir dağı,
İnanarak sabırla delişidir sevgi.
Mecnun’un Leyla’da kainatı görüşü,
Çöle kendini vuruşudur sevgi.
Sevgi sırrı keşfetmek,
Sevgi emek sarfetmek.

Tomurcuğun patlayıp toprağı zorlayışı,
Rüzgarın bulutu taşımasıdır sevgi.
Derenin yatağını kendi buluşu,
Kıvrım kıvrım akışıdır sevgi.
Sevgi çekip gitmek,
Sevgi özgürlük demek.

Çaresiz kaldığı anlarda tıbbın,
Hastanın Rab’bine yönelişidir sevgi.
Çalınmadık kapı bırakmamak,
Yelkensizde denize açılmaktır sevgi.
Sevgi umut demek,
Sevgi beklemeyi bilmek.

Bebeğimsin

Sen bana küsebilir misin bebeğim
Hasta olursun göremediğin anlarda
Eririm gözlerinde yanar yüreğim
Bakışlarını kaçırsan da yakalanırsın gizli bakışlarında

Nasıl ertelersin göz yaşlarını gözümden
Kanaryalar kanatırken yaramı bestelerinde
Sen ki cansın canansın biricik özümden
Baharısın ömrümün içine düşen esintilerinde

Haydi koş kollarıma boşluğumdaki can
Yasla başını omuzum özleminle yanar
Damladın yüreğime minik bir odayken oldun han
Kalk kırdığın bu kalbi gülümseyerek onar

Haydi bebeğim biricik sevdam

BEN SENLE VARIM

Ben seni senden çok uzakta sevdim
ben bir yıldızdım evrende
sense varlıgımdan habersiz dönen dünya
yanındaydım bilki her anında
sevincinde de hüznünde de gamında da
ama sen bilemezdin bunları asla ve asla
içimde kopardıda tufanlar ardı ardına
şimşekler çakardı da
sen yine aldırmadan dönerdin yanımda
bense yalnız seni izlerdim evrenin başıboşluğunda
işte benim hayatımın masalı burda
geçmişimde sen hayalimde sen
ve bilki her anımda yine sen
SENSİZLİK ÖLÜM BANA
ÜLÜM ACIR SENLEYKEN
DESİNLERKİ ECELİNDİR GELEN
GELEN SEN OLDA GÜLEREK ÖLEYİM BEN
GÜL YÜZÜNE BAKAMAZSAM
SON KEZ SARILAMAZSAM
ÇIKAR MI Kİ BU CAN BU BEDENDEN
bilki bu kalp senin
ölesiye sevildin ÇÜNKÜ BİTANEM

Sevgi

Sevgi yön
Nefret sondur.

Sevgi göl
Nefret Çöldür.

Sevgi hayat
Nefret bayattır.

Sevgi düzen
Nefret üzendir.

Sevgi çokluk
Nefret yokluktur.

Sevgi Yar
Nefret dardır.

Sevgi gülüm
Nefret zulümdür.

Sevgi istek
Nefret köstektir.

Sevgi yaz
Nefret güzdür

Sevgi yarın
Nefret sorundur.

Sevgi ses
Nefret yastır.

Sevgi uzlaşmak
Nefret yozlaşmaktır.
Serdar KORKMAZ

Sevgi ateş, sevgi kardır
Sevgi ayva, sevgi nardır
Her gönülde sevgi vardır
Sevgi Bitmez bir türküdür
Ayşen ALMAZ

Sevgi huzur, sevgi acı
Sevgi sarhoş, sevgi hacı
Sevgi dertse, aşk ilacı
Sevgi bitmez bir yaradır
Hasan

Sevgi sondur, sevgi baştır
Sevgi ekmek sevgi aştır
Sevgi bitmez bir telaştır
Sevgi şahı mat edendir
Yıldırım Sönmez

Sevgi yokluk, sevgi varlık
Sevgi genlik, sevgi darlık
Sevgi kulluk, sevgi çarlık
Sevgi sonmez bir ışıktır

Sevgi

Bir çukur kaz toprağa
Derinliği sevgi+sevgi+sevgi olsun

İçini gübrele
Formülü sevgi+sevgi+sevgi olsun

Etrafını çitle çevir
Ölçüleri sevgi+sevgi+sevgi olsun

Beni içine ek
Senin kalbinde yeşermek istiyorum..


Kaynak: http://www.nazlim.net/siir-siiri/sevgi-siirleri.html



19'uncu yüzyılda yaşadı. Asıl adı Veli. Türkmen aşıklarının önde gelenlerinden. Kul Mustafa mahlasını kullanan Aşık Musa'nın oğlu. Az da olsa eğitim aldı. Avşar beylerinden Küçük Alioğlu ile Kozanoğlu'nun yanında imamlık, katiplik yaptı. Şiirlerinde göçerlik koşullarını, döneminde orta Anadolu'da hüküm süren aşiret kavgaları ve aşiretlerin Osmanlı ile savaşlarını yansıtır. Dili Anadolu Türkmen boylarının kullandığı halk Türkçesidir. Asıl ününü kavga türküleri ile yaptı. Yüz kadar şiiri sözlü kaynaklardan derlenerek günümüze kadar ulaştı.
ASLIMI SORARSAN AVŞAR SOYUNDAN
Aslımı sorarsan Avşar soyundan
Ayrı düştüm aşiretten beyimden
Pınarbaşı'ndan da beş yüz evinen
Çıkıp da cana kıyanlardanım
Çekerim çileyi böyl'olsun bugün
Alırım mı sandın şol Kozan Dağın
Biz bir kurt idik de Bozoklu köyün
Ürkütüp sürüsün yiyenlerdenim
Dadaloğlum der de böyle olmazdım
Gördüğüm günlerin birini görmezdim
Kavga kızışınca geri durmazdım
Meydanda kardaşa kıyanlardanım
******************************************
HER SABAH SEYRAN GEZERKEN
Her sabah, her sabah seyran gezerken
Iras geldim selvi boylu fidana
Top top olmuş kirpikleri bölünmüş
Hoş benzettim samur kaşlar kemana
Al yanağın elmas m'ola kar m'ola
Capraz vurmuş düğmeleri dar m'ola
Acep mislin şu cihanda var m'ola
İnsem gitsem Hindistan'a Yemen'e
Eliftir kirpiği İra'dır kaşı
Bu güzellik sana Mevla bağışı
Arasam cihanda bulunmaz eşi
Hiç mislin gelmemiş devr-i zamana
Dadaloğlum der de, hûbların hası
Ferhat'ın Şirin'i Mecnun Leyla'sı
Aklım eğlencesi gönlüm yaylasi
Bir yel esti başımdaki dumana
******************************************
KALKTI GÖÇ EYLEDİ AVŞAR ELLERİ
Kalktı göç eyledi Avşar elleri
Ağır ağır giden eller bizimdir
Arap atlar yakın eder ırağı
Yüce dağdan aşan yollar bizimdir
Belimizde kılıcımız Kirmani
Taşı deler mızrağımın temreni
Hakkımızda devlet etmiş fermanı
Ferman padişahın, dağlar bizimdir
Dadaloğlu'm birgün kavga kurulur
Öter tüfek davlumbazlar vurulur
Nice koçyiğitler yere serilir
Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir
******************************************
YEDİ İKLİM DÖRT KÖŞEYİ DOLANDIM
Yedi iklim dört köşeyi dolandım
Meğer dünya her tarafta bir imiş
Ben dünyayi Al'Osman'ın sanırdım
Meğer dünya yüz sultanlık yer imiş
İrili ufaklı insan piç oldu
Onlar doğdu geçinmesi güç oldu
Altı Arap atı şahbaz nic'oldu
Mamur sandım yalan dünya çürümüş
Okuduğun tutmaz oldu alimler
Kalktı da adalet arttı zulümler
Terlemeden mal kazanan zalimler
Can verirken soluması zor imiş
Kulak verdim dört koşeyi dinledim
Meğer gıybetimi eden coğ imiş
Çok yaşayıp mihnet ile ölmeden
Az yaşayıp dem sürmesi yeğ imiş
Dadaloğlu'm der ki sözüm vasiyet
Benim sözümü dinleyene nasihat
Besmelesiz kazanılan piç evlat
O da dünyada ziyankar imiş
******************************************
YİNE TUTTU GAVUR DAĞ'IN BORANI
Yine tuttu Gavur Dağ'ın boranı
Hançer vurup açarlardı yaramı
Sana derim Mıstık Paşa ereni
İçindeki bunca beyler nic'oldu
Sabahaca kandilleri yanardı
Soytarılar fırıl fırıl dönerdi
Ha deyince beşyüz atlı binerdi
Sana inip konan beyler nic'oldu
Ağlayı ağlayı Dadal'ım söyler
Vefasız dünyayı şu insan n'eyler
Bir yiğidi bir kötüye kul eyler
Şimd'en sonra yaşaması güç oldu
******************************************
YÜCE DAĞ BAŞINDA KAMBER TAY OLUR
Yuce dağ başında Kamber tay olur
Korkarım ki emeklerim zay'olur
Sevda sevda derler üç beş ay olur
Bizim sevda senesini doldurur
Arkını yaptım da suyu akmıyor
Kahpe felek hiç yüzüme bakmıyor
Çok yuva bekledim cücük çıkmıyor
Boş yuva bekleyen yoz kuşa döndüm
Şu felekle bir oyuncak oynadım
Oynadım da oyunumda yenildim
Farzını kıldım sünnetinde yanıldım
Beş vakit namazı kılmışa döndüm
Der Dadaloğlum da nedip n'etmeli
Sözlerimi birem birem tutmalı
Mirasçıya kalacak malı n'etmeli
Üç beş oğlan olmadıktan gerü
******************************************
SANA DERİM HASAN KALESİ
Sana derim Hasan Kalesi sana
Alt yanında döğüş oldu, yön oldu
Yiğit olan yiğit çıktı meydana
Koç yiğitler arap ata bin oldu.
Akşamki gördüğüm şu kara düşler
Hesaba gelmedi kesilen başlar
Eyerlen atımı küçük kardaşlar
Hünkâr tarafından bize gel oldu.
Akşamınan ikindinin arası
Aldı beni şu düşmanın yarası
Ecel geldi ölmemizin sırası
Ağladı el-oba gözü kan oldu,
Dadaloğlu'm der ki belim büküldü
Gözümün cevheri yere döküldü
Üçyüz atlı ile cenge çıkıldı
Yüzü geldi iki yüzü dön oldu.
******************************************
ILGIT ILGIT SEHER YELİ ESİYOR
Ilgıt, ılgıt seher yeli esiyor
Gâvur dağlarının başı dumanlı.
Gönül binmiş aşk atına aşıyor
Bire beyler cünunluğun zamanı mı?
Aşağıdan iskân evi gelince
Sararıp da gül benzimiz solunca
Malım mülküm seyfi gözlüm kalınca
Kaypak Osmanlılar size aman mı?
Aşağıdan iskan evi geliyor
Bezirgânlar koç yiğide gülüyor
Kitabın dediği günler oluyor
Yoksa devir döndü âhir zaman mı?
Aşağıda akça çığın ötünce
Katar başı mayaların sökünce
Şahlan ferman Türkmen ili göçünce
Daha da hey Osmanlı'ya aman mı?
Dadaloğlu'm sevdası var başımda
Gündüz hayalimde, gece düşümde
Alışkan tüfekle dağlar başında
Azrail'den başkasına aman mı?
******************************************
KOŞMA
Çıktım yücesine seyran eyledim
Cebel önü çayır çimen görünür.
Bir firkat geldi ki coştum ağladım
Al yeşil bahçeli Kaman görünür.
Şaştım hey Allah'ım ben de pek şaştım
Devrettim Akdağ'ı Bozok'a düştüm
Yozgat'ın üstünde bir ateş seçtim
Yanar oylum oylum duman görünür.
Biter Kırşehir'in gülleri biter
Çığrışır dalında bülbüller öter
Ufacık güzeller hep yeni yeter
Güzelin kaşında keman görünür.
Gönül arzuladı Niğde'yi, Boru
Gün günden artmakta yiğidin zârı
Çifte bedestanlı koca Kayseri
Erciyaş karşısında yaman görünür.
Dadaloğlu'm da der zatından zatı
Çekin eyerleyin gökçe kır atı
Göçmek değil bizim ilin muradı
Ak yâre gitmemiz güman görünür.

Dadaloğlu Osmanlı Devleti'nin Anadol  Türkmenlerini iskân politikasına tepki olarak doğmuş isyanlarda yer aldığı anlaşılan tanınmış bir Halk ozanıdır. 18. yüzyılın son çeyreğinde doğup 19. yüzyılın ortalarında öldüğü bilinmektedir. Doğum ve ölüm tarihleri hakkında kesin bir bilgi olmamakla beraber eldeki kaynaklar 1785-1868 tarihlerini göstermektedir. Dadaloğlu, Güney illerinde dolaşan ve Toros dağlarında Kozan, Erzin, Payas yörelerinde yaşayan göçebe Türkmenlerin Avşar boyundandır.

Yaşamı hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığımız Dadaloğlu’nun şiirleri yazılı kaynaklar aracılığıyla değil, sözlü gelenek sayesinde bugüne ulaşmıştır. Asıl adı Veli olan ve Türkmen-Avşar aşıklarının önde gelenlerinden biri olan Dadaloğlu, Kul Mustafa mahlasını da kullanan Aşık Musa’nın oğludur. Az da olsa eğitim almıştır. Daha çok Gavurdağı ve Ahır Dağı yörelerinde yaşadı. Çukurova'yı, Toroslar'ı, Orta Anadolu'yu dolaştı. Şiirlerinde göçerlik koşullarını, döneminde orta Anadolu’da hüküm süren aşiret kavgaları ve aşiretlerin Osmanlı Devleti ile savaşlarını duru ve yalın bir dille yansıttı. Dili Anadolu Türkmen boylarının kullandığı halk Türkçesiydi. Dadaloğlu Anadolu'nun halk şiiri geleneğine damgasını vurmuş en önemli sanatçılardan biri olmuştur.

Osmanlı Devleti'nin göçebe olan Avşar, Karsantı, Sırkıntı, Bozdoğan, Kırıntı, Berber, Menemenci gibi Türkmen aşiretlerini yerleşik hayata geçirmek için verdiği uğraş, yer yer başkaldırılara ve çatışmalara neden olmuştur. Dadaloğlu'nun şiirleri, yerleşik yaşama geçmek istemeyen Türkmen aşiretlerinin çığlığı ve sözlü tarihi sayılabilir.

Dadaloğlu, asıl ününü kavga türküleri ile yaptı ama duygu ve aşk konularını da aynı başarıyla işledi. Yüz kadar şiiri sözlü kaynaklardan derlenerek günümüze ulaştı. Bu derlemeleri Cahit Öztelli, Taha Toros, Haşim Nezihi Okay, Ahmet Z. Özdemir ile Saim Sakaoğlu yayınladı. Diğer 19'uncu Yüzyıl halk ozanlarından iki noktada ayrılır. Kent yaşamından uzak kaldığı için şiirlerinde hep göçerlik ortamını yansıttı. Diğer yandan yine kentte bulunmayışı nedeniyle çağdaşı halk ozanlarında sık rastlanan divan şiirine yakınlık onda hiç görülmez. Karacaoğlan'ın aşk ve doğa şiirlerindeki üstün yeteneği ile, Köroğlu'nun yiğit ve kavgacı anlatımını birleştirir.

Muharrem Ertaş ve Neşet Ertaş Dadaloğlu'nun eserlerinden faydalanmışlardır. Biter Kırşehir' in Gülleri Biter adlı türkünün söz yazarı olması, mezarının Kaman' da bulunduğunun bir ispatıdır.



19'uncu yüzyılda yaşadı. Asıl adı Veli. Türkmen aşıklarının önde gelenlerinden. Kul Mustafa mahlasını kullanan Aşık Musa'nın oğlu. Az da olsa eğitim aldı. Avşar beylerinden Küçük Alioğlu ile Kozanoğlu'nun yanında imamlık, katiplik yaptı. Şiirlerinde göçerlik koşullarını, döneminde orta Anadolu'da hüküm süren aşiret kavgaları ve aşiretlerin Osmanlı ile savaşlarını yansıtır. Dili Anadolu Türkmen boylarının kullandığı halk Türkçesidir. Asıl ününü kavga türküleri ile yaptı. Yüz kadar şiiri sözlü kaynaklardan derlenerek günümüze kadar ulaştı.
ASLIMI SORARSAN AVŞAR SOYUNDAN
Aslımı sorarsan Avşar soyundan
Ayrı düştüm aşiretten beyimden
Pınarbaşı'ndan da beş yüz evinen
Çıkıp da cana kıyanlardanım
Çekerim çileyi böyl'olsun bugün
Alırım mı sandın şol Kozan Dağın
Biz bir kurt idik de Bozoklu köyün
Ürkütüp sürüsün yiyenlerdenim
Dadaloğlum der de böyle olmazdım
Gördüğüm günlerin birini görmezdim
Kavga kızışınca geri durmazdım
Meydanda kardaşa kıyanlardanım
******************************************
HER SABAH SEYRAN GEZERKEN
Her sabah, her sabah seyran gezerken
Iras geldim selvi boylu fidana
Top top olmuş kirpikleri bölünmüş
Hoş benzettim samur kaşlar kemana
Al yanağın elmas m'ola kar m'ola
Capraz vurmuş düğmeleri dar m'ola
Acep mislin şu cihanda var m'ola
İnsem gitsem Hindistan'a Yemen'e
Eliftir kirpiği İra'dır kaşı
Bu güzellik sana Mevla bağışı
Arasam cihanda bulunmaz eşi
Hiç mislin gelmemiş devr-i zamana
Dadaloğlum der de, hûbların hası
Ferhat'ın Şirin'i Mecnun Leyla'sı
Aklım eğlencesi gönlüm yaylasi
Bir yel esti başımdaki dumana
******************************************
KALKTI GÖÇ EYLEDİ AVŞAR ELLERİ
Kalktı göç eyledi Avşar elleri
Ağır ağır giden eller bizimdir
Arap atlar yakın eder ırağı
Yüce dağdan aşan yollar bizimdir
Belimizde kılıcımız Kirmani
Taşı deler mızrağımın temreni
Hakkımızda devlet etmiş fermanı
Ferman padişahın, dağlar bizimdir
Dadaloğlu'm birgün kavga kurulur
Öter tüfek davlumbazlar vurulur
Nice koçyiğitler yere serilir
Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir
******************************************
YEDİ İKLİM DÖRT KÖŞEYİ DOLANDIM
Yedi iklim dört köşeyi dolandım
Meğer dünya her tarafta bir imiş
Ben dünyayi Al'Osman'ın sanırdım
Meğer dünya yüz sultanlık yer imiş
İrili ufaklı insan piç oldu
Onlar doğdu geçinmesi güç oldu
Altı Arap atı şahbaz nic'oldu
Mamur sandım yalan dünya çürümüş
Okuduğun tutmaz oldu alimler
Kalktı da adalet arttı zulümler
Terlemeden mal kazanan zalimler
Can verirken soluması zor imiş
Kulak verdim dört koşeyi dinledim
Meğer gıybetimi eden coğ imiş
Çok yaşayıp mihnet ile ölmeden
Az yaşayıp dem sürmesi yeğ imiş
Dadaloğlu'm der ki sözüm vasiyet
Benim sözümü dinleyene nasihat
Besmelesiz kazanılan piç evlat
O da dünyada ziyankar imiş
******************************************
YİNE TUTTU GAVUR DAĞ'IN BORANI
Yine tuttu Gavur Dağ'ın boranı
Hançer vurup açarlardı yaramı
Sana derim Mıstık Paşa ereni
İçindeki bunca beyler nic'oldu
Sabahaca kandilleri yanardı
Soytarılar fırıl fırıl dönerdi
Ha deyince beşyüz atlı binerdi
Sana inip konan beyler nic'oldu
Ağlayı ağlayı Dadal'ım söyler
Vefasız dünyayı şu insan n'eyler
Bir yiğidi bir kötüye kul eyler
Şimd'en sonra yaşaması güç oldu
******************************************
YÜCE DAĞ BAŞINDA KAMBER TAY OLUR
Yuce dağ başında Kamber tay olur
Korkarım ki emeklerim zay'olur
Sevda sevda derler üç beş ay olur
Bizim sevda senesini doldurur
Arkını yaptım da suyu akmıyor
Kahpe felek hiç yüzüme bakmıyor
Çok yuva bekledim cücük çıkmıyor
Boş yuva bekleyen yoz kuşa döndüm
Şu felekle bir oyuncak oynadım
Oynadım da oyunumda yenildim
Farzını kıldım sünnetinde yanıldım
Beş vakit namazı kılmışa döndüm
Der Dadaloğlum da nedip n'etmeli
Sözlerimi birem birem tutmalı
Mirasçıya kalacak malı n'etmeli
Üç beş oğlan olmadıktan gerü
******************************************
SANA DERİM HASAN KALESİ
Sana derim Hasan Kalesi sana
Alt yanında döğüş oldu, yön oldu
Yiğit olan yiğit çıktı meydana
Koç yiğitler arap ata bin oldu.
Akşamki gördüğüm şu kara düşler
Hesaba gelmedi kesilen başlar
Eyerlen atımı küçük kardaşlar
Hünkâr tarafından bize gel oldu.
Akşamınan ikindinin arası
Aldı beni şu düşmanın yarası
Ecel geldi ölmemizin sırası
Ağladı el-oba gözü kan oldu,
Dadaloğlu'm der ki belim büküldü
Gözümün cevheri yere döküldü
Üçyüz atlı ile cenge çıkıldı
Yüzü geldi iki yüzü dön oldu.
******************************************
ILGIT ILGIT SEHER YELİ ESİYOR
Ilgıt, ılgıt seher yeli esiyor
Gâvur dağlarının başı dumanlı.
Gönül binmiş aşk atına aşıyor
Bire beyler cünunluğun zamanı mı?
Aşağıdan iskân evi gelince
Sararıp da gül benzimiz solunca
Malım mülküm seyfi gözlüm kalınca
Kaypak Osmanlılar size aman mı?
Aşağıdan iskan evi geliyor
Bezirgânlar koç yiğide gülüyor
Kitabın dediği günler oluyor
Yoksa devir döndü âhir zaman mı?
Aşağıda akça çığın ötünce
Katar başı mayaların sökünce
Şahlan ferman Türkmen ili göçünce
Daha da hey Osmanlı'ya aman mı?
Dadaloğlu'm sevdası var başımda
Gündüz hayalimde, gece düşümde
Alışkan tüfekle dağlar başında
Azrail'den başkasına aman mı?
******************************************
KOŞMA
Çıktım yücesine seyran eyledim
Cebel önü çayır çimen görünür.
Bir firkat geldi ki coştum ağladım
Al yeşil bahçeli Kaman görünür.
Şaştım hey Allah'ım ben de pek şaştım
Devrettim Akdağ'ı Bozok'a düştüm
Yozgat'ın üstünde bir ateş seçtim
Yanar oylum oylum duman görünür.
Biter Kırşehir'in gülleri biter
Çığrışır dalında bülbüller öter
Ufacık güzeller hep yeni yeter
Güzelin kaşında keman görünür.
Gönül arzuladı Niğde'yi, Boru
Gün günden artmakta yiğidin zârı
Çifte bedestanlı koca Kayseri
Erciyaş karşısında yaman görünür.
Dadaloğlu'm da der zatından zatı
Çekin eyerleyin gökçe kır atı
Göçmek değil bizim ilin muradı
Ak yâre gitmemiz güman görünür.

Dadaloğlu Osmanlı Devleti'nin Anadol  Türkmenlerini iskân politikasına tepki olarak doğmuş isyanlarda yer aldığı anlaşılan tanınmış bir Halk ozanıdır. 18. yüzyılın son çeyreğinde doğup 19. yüzyılın ortalarında öldüğü bilinmektedir. Doğum ve ölüm tarihleri hakkında kesin bir bilgi olmamakla beraber eldeki kaynaklar 1785-1868 tarihlerini göstermektedir. Dadaloğlu, Güney illerinde dolaşan ve Toros dağlarında Kozan, Erzin, Payas yörelerinde yaşayan göçebe Türkmenlerin Avşar boyundandır.

Yaşamı hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığımız Dadaloğlu’nun şiirleri yazılı kaynaklar aracılığıyla değil, sözlü gelenek sayesinde bugüne ulaşmıştır. Asıl adı Veli olan ve Türkmen-Avşar aşıklarının önde gelenlerinden biri olan Dadaloğlu, Kul Mustafa mahlasını da kullanan Aşık Musa’nın oğludur. Az da olsa eğitim almıştır. Daha çok Gavurdağı ve Ahır Dağı yörelerinde yaşadı. Çukurova'yı, Toroslar'ı, Orta Anadolu'yu dolaştı. Şiirlerinde göçerlik koşullarını, döneminde orta Anadolu’da hüküm süren aşiret kavgaları ve aşiretlerin Osmanlı Devleti ile savaşlarını duru ve yalın bir dille yansıttı. Dili Anadolu Türkmen boylarının kullandığı halk Türkçesiydi. Dadaloğlu Anadolu'nun halk şiiri geleneğine damgasını vurmuş en önemli sanatçılardan biri olmuştur.

Osmanlı Devleti'nin göçebe olan Avşar, Karsantı, Sırkıntı, Bozdoğan, Kırıntı, Berber, Menemenci gibi Türkmen aşiretlerini yerleşik hayata geçirmek için verdiği uğraş, yer yer başkaldırılara ve çatışmalara neden olmuştur. Dadaloğlu'nun şiirleri, yerleşik yaşama geçmek istemeyen Türkmen aşiretlerinin çığlığı ve sözlü tarihi sayılabilir.

Dadaloğlu, asıl ününü kavga türküleri ile yaptı ama duygu ve aşk konularını da aynı başarıyla işledi. Yüz kadar şiiri sözlü kaynaklardan derlenerek günümüze ulaştı. Bu derlemeleri Cahit Öztelli, Taha Toros, Haşim Nezihi Okay, Ahmet Z. Özdemir ile Saim Sakaoğlu yayınladı. Diğer 19'uncu Yüzyıl halk ozanlarından iki noktada ayrılır. Kent yaşamından uzak kaldığı için şiirlerinde hep göçerlik ortamını yansıttı. Diğer yandan yine kentte bulunmayışı nedeniyle çağdaşı halk ozanlarında sık rastlanan divan şiirine yakınlık onda hiç görülmez. Karacaoğlan'ın aşk ve doğa şiirlerindeki üstün yeteneği ile, Köroğlu'nun yiğit ve kavgacı anlatımını birleştirir.

Muharrem Ertaş ve Neşet Ertaş Dadaloğlu'nun eserlerinden faydalanmışlardır. Biter Kırşehir' in Gülleri Biter adlı türkünün söz yazarı olması, mezarının Kaman' da bulunduğunun bir ispatıdır.



Kimliğiyle ilgili iki ayrı tartışma var. Birincisi, 16 ve 17'nci yüzyılda yaşadı. Yeniçeri ocağından yetişen bir şair. 1578-1590 arasındaki Osmanlı-İran savaşlarına katıldı. Bir tür ordu şairidir. Diğeri ise Balkanlar'dan Orta Asya'ya kadar geniş bir alana yayılmış destansı ve türkülü halk öyküsündeki karaman Köroğlu. İkinci Köroğlu, Bolu Gerede çevresinde yaşadı. Asıl adı Ruşen. Devlete karşı ayaklandı. Sivas-Tokat yolu üzerindeki Çamlıbel'e yerleşip eşkıyalık yaptı. Ama adil bir eşkıya idi. Bir başka söylentiye göre de, Bolu Beyi'nin seyisi Yusuf'un oğlu Ruşen Ali asıl Köroğlu'dur. Bolu Beyi, babası Yusuf'un gözlerine mil çektirdi. Ruşen Ali, babasını sağaltmak için Aras Irmağı'na götürdü. Ama ilaç olacak köpükleri kendisi içip yiğitlik ve şairlik gücü kazandı. Çamlıbel'e yerleşip babasının intikamını almak üzere Bolu Beyi'ne savaş açtı. Köroğlu hikayesi, Azerbaycan, İran, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan ve Balkanlar'da da bilinir. Yeniçeri aşığı Köroğlu'nin şiirleri dil ve anlatım bakımından öykü kahramanı Köroğlu adına söylenen şiirlerden çok farklıdır. Köroğlu ile ilgili ilk araştırmayı Pertev Naili Borotav yaptı. Cahit Öztelli'nin de Köroğlu-Dadaloğlu ve Kuloğlu adlı yayınlanmış bir araştırması var.
BENDEN SELAM OLSUN BOLU BEYİ'NE
Benden selam olsun Bolu Beyi'ne
Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır
Ok gıcırtısından kalkan sesinden
Dağlar seda verip seslenmelidir
Düşman geldi bölük bölük dizildi
Alnımıza kara yazı yazıldı
Tüfenk icad oldu mertlik bozuldu
Eğri kılıç kında paslanmalıdır
Köroğlu düşer mi hele şanından
Çogunu ayırır er meydanından
Kırat köpüğünden düşman kanından
Çevrem dolup şalvar ıslanmalıdır

BAĞDAT'A SEFER EDENLER

Bağdat'a sefer edenler
Hoylu'm nic'oldu gelmedi
Turna teline gidenler
Hoylu'm nic'oldu gelmedi
Bağdat'a sefer eyledim
Hoylu'm da kaldı gelmedi
Acem ile ceng eyledim
Hoylu'm da kaldı gelmedi
Düğünü bozup gidenler
Badeyi süzüp gidenler
Acem ile ceng edenler
Hoylu'm nic'oldu gelmedi
N'olsam koç Köğoğlu n'olsam
Hoylu'yu düşümde görsem
N'olaydı da ben de ölsem
Hoylu'm da kaldı gelmedi

HAN OĞLUM AYVAZ

Dinle sözlerimi han oğlum Ayvaz
Yükletin kervanı dengine bakın
Erlik meydanına girdiğin zaman
Kuşanın kılıcı gencine bakın
Düşmanın üstüne eyledim akın
Dönüşüm yok zamanım yakın
Fakir fukarayı incitmen sakın
Mal yemez tamahkar zengine bakın
Köroğlu her zaman kurdu meydanı
Ben bilirim yahşi ile yamanı
Aman dileyenden kesmen amanı
Dertli olanların derdine bakın

KARLI DAĞLARIN ARDINDAN

Karlı dağların ardından
Yel olup estiğin var mı
Tek başına bu çöllerde
Ordular bastığın var mı
Kargıyı ucundan salla
Düşman deme eyvallah
Her taraftan üç beş kelle
Terkiden astığın var mı
Köroğlu söyle şanından
Kuş uçurmaz divanından
Avuçla düşman kanından
Doldurup içtiğin var mı

YÜRÜN ASLANLARIM SAVAŞ EDELİM

Yürün aslanlarım savaş edelim
Buna kavga derler bey ne paşa ne
Haykırıp haykırıp kelle keselim
Seyreyleyin eli ayağı şaşana
Yürü beyler cenge harbi çalınır
İyi kötü bu meydanda bilinir
Kılıç değer adam iki bölünür
Nusret bizim beyler neci paşa ne
Gürzün kösteğini kola takmalı
Arap atı sağa sola yıkmalı
Kargılar mızraklar birden kalkmalı
Fırsat vermen Arap atlar kaçana
Köroğlu der durun edek cengimiz
Bundan belli olsun yiğit hangimiz
Üç saat sürmeli burda hengimiz
Tarih yazın şu dağlara nişane

MERT DAYANIR NAMERT KAÇAR

Mert dayanır namert kaçar
Meydan gümbür gümbürdenir
Şahlar şahı divan açar
Divan gümbür gümbürdenir
Yiğit kendini öğende
Oklar menzilin döğende
Sespe kalkana değende
Kalkan gümbür gümbürdenir
Ok atılır kalasından
Hak saklasın belasından
Köroğlu'nun narasindan
Her yan gümbür gümbürdenir

Köroğlu Destanının baş karakteridir. Köroğlu Destanının kökleri Ortaasya ve Kafkasya’dan Anadolu’olmuştur. Türk devletlerinde bilinir. Türkmenistan Devleti kurucusu Sapar Murat Türkmen başının yazdığı RUHNAME adlı kitabında Köroğlundan bahsedilmektedir.


Destandan bir parça;
Bir yiğit haykırıp meydana girse
Arka verip sığınacak yer gerek
Çamlıbel’de metin kal’a yapmaya
Kendi yiğit, özü metin er gerek

Yusuf der ki, oğlum Ali n’olanda
Zor düşmanı bölük bölük bölende
padişahın divanına varanda
Dil tutulur, dili tutar er gerek

Sıra Sıra koç yiğitler düzersin
Alayları bozuk bozuk bozarsın
Berhaneyi Çamlıbel’e çözersin
Burda sana barınacak yer gerek

Göğüs gerek, arka verek dağlara
Hizmet edek bahçelere bağlara
Şöhret vermek için nice illere
Burda sana devlet gerek, sur gerek

Eyvan gerek oturmaya yaz ile
Bir de sâki, mey doldura naz ile
Yiğitlerin kumandasın saz ile
Vermek İçin yakışacak dil gerek

Deli Yusuf, tamamladı öğüdü
Sena hazır et yirmi bir bin yiğidi
Gözlerim görmüyor, suçum ne idi!
Koyma kıyamete burda al gerek.

Destan, Köroğlu’nun babası Yusuf’un gözlerini kör eden Bolu Bey’inden öc almak için Bolu Beyi’ne savaş açan Köroğlu ve babasının mücadelesini anlatır. Tüfek icad edilince, Köroğlu yeni dünyaya ayak uyduramayacağını düşünerek sırra kadem basar.
"Tüfek icat oldu mertlik bozuldu" meşhur köroğlu sözüdür



Kimliğiyle ilgili iki ayrı tartışma var. Birincisi, 16 ve 17'nci yüzyılda yaşadı. Yeniçeri ocağından yetişen bir şair. 1578-1590 arasındaki Osmanlı-İran savaşlarına katıldı. Bir tür ordu şairidir. Diğeri ise Balkanlar'dan Orta Asya'ya kadar geniş bir alana yayılmış destansı ve türkülü halk öyküsündeki karaman Köroğlu. İkinci Köroğlu, Bolu Gerede çevresinde yaşadı. Asıl adı Ruşen. Devlete karşı ayaklandı. Sivas-Tokat yolu üzerindeki Çamlıbel'e yerleşip eşkıyalık yaptı. Ama adil bir eşkıya idi. Bir başka söylentiye göre de, Bolu Beyi'nin seyisi Yusuf'un oğlu Ruşen Ali asıl Köroğlu'dur. Bolu Beyi, babası Yusuf'un gözlerine mil çektirdi. Ruşen Ali, babasını sağaltmak için Aras Irmağı'na götürdü. Ama ilaç olacak köpükleri kendisi içip yiğitlik ve şairlik gücü kazandı. Çamlıbel'e yerleşip babasının intikamını almak üzere Bolu Beyi'ne savaş açtı. Köroğlu hikayesi, Azerbaycan, İran, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan ve Balkanlar'da da bilinir. Yeniçeri aşığı Köroğlu'nin şiirleri dil ve anlatım bakımından öykü kahramanı Köroğlu adına söylenen şiirlerden çok farklıdır. Köroğlu ile ilgili ilk araştırmayı Pertev Naili Borotav yaptı. Cahit Öztelli'nin de Köroğlu-Dadaloğlu ve Kuloğlu adlı yayınlanmış bir araştırması var.
BENDEN SELAM OLSUN BOLU BEYİ'NE
Benden selam olsun Bolu Beyi'ne
Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır
Ok gıcırtısından kalkan sesinden
Dağlar seda verip seslenmelidir
Düşman geldi bölük bölük dizildi
Alnımıza kara yazı yazıldı
Tüfenk icad oldu mertlik bozuldu
Eğri kılıç kında paslanmalıdır
Köroğlu düşer mi hele şanından
Çogunu ayırır er meydanından
Kırat köpüğünden düşman kanından
Çevrem dolup şalvar ıslanmalıdır

BAĞDAT'A SEFER EDENLER

Bağdat'a sefer edenler
Hoylu'm nic'oldu gelmedi
Turna teline gidenler
Hoylu'm nic'oldu gelmedi
Bağdat'a sefer eyledim
Hoylu'm da kaldı gelmedi
Acem ile ceng eyledim
Hoylu'm da kaldı gelmedi
Düğünü bozup gidenler
Badeyi süzüp gidenler
Acem ile ceng edenler
Hoylu'm nic'oldu gelmedi
N'olsam koç Köğoğlu n'olsam
Hoylu'yu düşümde görsem
N'olaydı da ben de ölsem
Hoylu'm da kaldı gelmedi

HAN OĞLUM AYVAZ

Dinle sözlerimi han oğlum Ayvaz
Yükletin kervanı dengine bakın
Erlik meydanına girdiğin zaman
Kuşanın kılıcı gencine bakın
Düşmanın üstüne eyledim akın
Dönüşüm yok zamanım yakın
Fakir fukarayı incitmen sakın
Mal yemez tamahkar zengine bakın
Köroğlu her zaman kurdu meydanı
Ben bilirim yahşi ile yamanı
Aman dileyenden kesmen amanı
Dertli olanların derdine bakın

KARLI DAĞLARIN ARDINDAN

Karlı dağların ardından
Yel olup estiğin var mı
Tek başına bu çöllerde
Ordular bastığın var mı
Kargıyı ucundan salla
Düşman deme eyvallah
Her taraftan üç beş kelle
Terkiden astığın var mı
Köroğlu söyle şanından
Kuş uçurmaz divanından
Avuçla düşman kanından
Doldurup içtiğin var mı

YÜRÜN ASLANLARIM SAVAŞ EDELİM

Yürün aslanlarım savaş edelim
Buna kavga derler bey ne paşa ne
Haykırıp haykırıp kelle keselim
Seyreyleyin eli ayağı şaşana
Yürü beyler cenge harbi çalınır
İyi kötü bu meydanda bilinir
Kılıç değer adam iki bölünür
Nusret bizim beyler neci paşa ne
Gürzün kösteğini kola takmalı
Arap atı sağa sola yıkmalı
Kargılar mızraklar birden kalkmalı
Fırsat vermen Arap atlar kaçana
Köroğlu der durun edek cengimiz
Bundan belli olsun yiğit hangimiz
Üç saat sürmeli burda hengimiz
Tarih yazın şu dağlara nişane

MERT DAYANIR NAMERT KAÇAR

Mert dayanır namert kaçar
Meydan gümbür gümbürdenir
Şahlar şahı divan açar
Divan gümbür gümbürdenir
Yiğit kendini öğende
Oklar menzilin döğende
Sespe kalkana değende
Kalkan gümbür gümbürdenir
Ok atılır kalasından
Hak saklasın belasından
Köroğlu'nun narasindan
Her yan gümbür gümbürdenir

Köroğlu Destanının baş karakteridir. Köroğlu Destanının kökleri Ortaasya ve Kafkasya’dan Anadolu’olmuştur. Türk devletlerinde bilinir. Türkmenistan Devleti kurucusu Sapar Murat Türkmen başının yazdığı RUHNAME adlı kitabında Köroğlundan bahsedilmektedir.


Destandan bir parça;
Bir yiğit haykırıp meydana girse
Arka verip sığınacak yer gerek
Çamlıbel’de metin kal’a yapmaya
Kendi yiğit, özü metin er gerek

Yusuf der ki, oğlum Ali n’olanda
Zor düşmanı bölük bölük bölende
padişahın divanına varanda
Dil tutulur, dili tutar er gerek

Sıra Sıra koç yiğitler düzersin
Alayları bozuk bozuk bozarsın
Berhaneyi Çamlıbel’e çözersin
Burda sana barınacak yer gerek

Göğüs gerek, arka verek dağlara
Hizmet edek bahçelere bağlara
Şöhret vermek için nice illere
Burda sana devlet gerek, sur gerek

Eyvan gerek oturmaya yaz ile
Bir de sâki, mey doldura naz ile
Yiğitlerin kumandasın saz ile
Vermek İçin yakışacak dil gerek

Deli Yusuf, tamamladı öğüdü
Sena hazır et yirmi bir bin yiğidi
Gözlerim görmüyor, suçum ne idi!
Koyma kıyamete burda al gerek.

Destan, Köroğlu’nun babası Yusuf’un gözlerini kör eden Bolu Bey’inden öc almak için Bolu Beyi’ne savaş açan Köroğlu ve babasının mücadelesini anlatır. Tüfek icad edilince, Köroğlu yeni dünyaya ayak uyduramayacağını düşünerek sırra kadem basar.
"Tüfek icat oldu mertlik bozuldu" meşhur köroğlu sözüdür



BİR GÜLCEĞİZ İSTEDİM DE VERMEDİ

Bir gülceğiz istedim de vermedi,
Çocuk kadar hatırımı görmedi.
Bilmem garip sandı, yoksa bilmedi,
Varıp nedenini dosta sormalı.

Evinizin önü çevre ağıl mı?
Bu bahalık güzellikten değil mi?
Gülün kökü bahçenizde değil mi?
Kalsın sana top zülüfü burmalı.

Evinizin önü çevre kuyu mu?
Bu bahalık güzellerin soyu mu?
Gülü vereceğin benden iyi mi?
Kalkıp gidip o yâri bir görmeli.

Evlerinin önü kerpiç aralık,
Yine akşam oldu, çöktü karanlık.
Biz de aldık ondan beş on paralık,
Top top edip güzellere vermeli.

Has derdin de Karac'oğlan, has derdin,
Aramızda acı poyraz estirdin.
Bir gül için bu garibi küstürdün,
Önü sonu, canı cana sarmalı.

Karacaoğlan şiirleri



BİR GÜLCEĞİZ İSTEDİM DE VERMEDİ

Bir gülceğiz istedim de vermedi,
Çocuk kadar hatırımı görmedi.
Bilmem garip sandı, yoksa bilmedi,
Varıp nedenini dosta sormalı.

Evinizin önü çevre ağıl mı?
Bu bahalık güzellikten değil mi?
Gülün kökü bahçenizde değil mi?
Kalsın sana top zülüfü burmalı.

Evinizin önü çevre kuyu mu?
Bu bahalık güzellerin soyu mu?
Gülü vereceğin benden iyi mi?
Kalkıp gidip o yâri bir görmeli.

Evlerinin önü kerpiç aralık,
Yine akşam oldu, çöktü karanlık.
Biz de aldık ondan beş on paralık,
Top top edip güzellere vermeli.

Has derdin de Karac'oğlan, has derdin,
Aramızda acı poyraz estirdin.
Bir gül için bu garibi küstürdün,
Önü sonu, canı cana sarmalı.

Karacaoğlan şiirleri


Türkçe kelimeler yerine kullanılan yabancı kelimeler nelerdir?

Artık Türkçe kelimeler yerine hayatımıza iyice giren yabancı kelimeler korumamız gereken dilimizi bozuyor. Türkçe kelimeler yerine kullanılan yabancı kelimeler bir anda hayatımıza girdi. Peki, günlük hayatta en çok kullandığımız yabancı kelimeler hangiler



İLGİLİ HABERLER
»  Dilin önemine dikkat çekti
»  Erdoğan'ın hayatını değiştiren iki kitap
»   "Meseleye Türkçe bakmak lazım"
»  TBMM çok dilli oluyor
"Türk demek Türkçe demektir; ne mutlu Türküm diyene!" Atatürk’ün bu sözünü felsefe haline getirmemiz gerekirken Türkçe yerine artık yabancı kelimelerle konuşarak gözümüz gibi bakmamız gereken dilimize en büyük kötülüğü yapıyoruz.

Türkçe hem çok zengin hem de kullanışlı bir dil. Ancak nedense çoğunluk yabancı kelimeler kullanmayı daha çok seviyor. Hatta öyle ki bazı kelimelerin Türkçesini ağzımıza bile almaz olduk.

5-10 yıldır Türkçe’den çok yabancı kelimelerle günlük konuşmalarımızı yapar olduk. İnternetin yaygınlaşmasıyla bir anda hayatımıza giren yabancı kelimeleri Türkçe’den daha çok kullanıyoruz. Ancak yabancı kelimelerin çok olmasının Türkçe’yi yozlaştırdığının ve körelttiğinin farkına varmamız lazım.

Peki, en çok hangi yabancı kelimeleri kullanıyoruz? İşte Türkçe kelimelerin ‘yerini alan’ yabancı kelimeler…

detone olmak-----------ses kayması, tonu bulamama
fenomen--------------görüngü ve olay, olağanüstü şey, harika, olgu
marjınal--------------sıra dışı, uç, uçta
free-----------------serbest, bedava
dökümentıri------------belgesel

start almak ------------başlamak
center ---------------merkez
relax olmak------------rahatlamak
e-maıl ---------------e-posta
komünikasyon ----------iletişim
cv----------------- özgeçmiş
okey ---------------tamam
trend--------------- eğilim
spontane------------- kendiliğinden
link ---------------- bağlantı

exıt----------------- çıkış
check etmek------------ kontrol etmek
feedback-------------- geribildirim
full-tıme -------------- tam gün
koordinasyon----------- eşgüdüm
absürt--------------- saçma
adapte olmak----------- uyum sağlamak
laptop---------------dizüstü bilgisayar
provoke etmek----------kışkırtmak
jenerasyon------------nesil, kuşak

objektif--------------nesnel, tarafsız
deklare etmek---------- bildirmek
star----------------yıldız
perspektif------------- bakış açısı
entegre olmak---------- bütünleşmek
nıck name-------------takma ad
partner-------------- eş
okeylemek------------ onaylamak
antipatik ------------- sevimsiz, itici
mantalite ------------- anlayış, zihniyet

illegal---------------- yasadışı
tımıng (tayming)-------------zamanlama
caterıng---------------- yemek hizmeti
departman--------------- bölüm
revize etmek-------------- yenilemek
global----------------- küresel
sempatik---------------- sevimli, canayakın
securıty----------------güvenlik
prınter-----------------yazıcı
elimine etmek------------- elemek

izolasyon-------------- yalıtım
data-----------------veri
prezantasyon------------ sunum
fınısh-----------------bitiş, varış
download etmek-----------indirmek
monoton--------------- tekdüze
konsensus -------------- uzlaşma
full------------------tam, dolu
emergency -------------- acil
ambiyans--------------- hava, ortam

versiyon----------------sürüm, uyarlama
ekstra----------------- fazladan
imitasyon --------------- taklit
optimist---------------- iyimser
save etmek--------------- kaydetmek
adisyon-----------------hesap fişi
prınt out ----------------çıktı
anons etmek-------------- duyurmak
bodyguard --------------- koruma
doküman---------------- belge

dizayn----------------- tasarım
analiz-----------------çözümleme
onlıne----------------- çevrimiçi
kriter----------------- ölçüt
part-time --------------- yarı zamanlı
pesimist---------------- karamsar
slayt----------------- yansı
empoze etmek------------- dayatmak
drıver----------------- sürücü
bye bye----------------- hoşça kal
kaynak: http://www.gazete5.com/haber/turkce-kelimeler-yerine-kullanilan-yabanci-kelimeler-nelerdir-231150.htm


Türkçe kelimeler yerine kullanılan yabancı kelimeler nelerdir?

Artık Türkçe kelimeler yerine hayatımıza iyice giren yabancı kelimeler korumamız gereken dilimizi bozuyor. Türkçe kelimeler yerine kullanılan yabancı kelimeler bir anda hayatımıza girdi. Peki, günlük hayatta en çok kullandığımız yabancı kelimeler hangiler



İLGİLİ HABERLER
»  Dilin önemine dikkat çekti
»  Erdoğan'ın hayatını değiştiren iki kitap
»   "Meseleye Türkçe bakmak lazım"
»  TBMM çok dilli oluyor
"Türk demek Türkçe demektir; ne mutlu Türküm diyene!" Atatürk’ün bu sözünü felsefe haline getirmemiz gerekirken Türkçe yerine artık yabancı kelimelerle konuşarak gözümüz gibi bakmamız gereken dilimize en büyük kötülüğü yapıyoruz.

Türkçe hem çok zengin hem de kullanışlı bir dil. Ancak nedense çoğunluk yabancı kelimeler kullanmayı daha çok seviyor. Hatta öyle ki bazı kelimelerin Türkçesini ağzımıza bile almaz olduk.

5-10 yıldır Türkçe’den çok yabancı kelimelerle günlük konuşmalarımızı yapar olduk. İnternetin yaygınlaşmasıyla bir anda hayatımıza giren yabancı kelimeleri Türkçe’den daha çok kullanıyoruz. Ancak yabancı kelimelerin çok olmasının Türkçe’yi yozlaştırdığının ve körelttiğinin farkına varmamız lazım.

Peki, en çok hangi yabancı kelimeleri kullanıyoruz? İşte Türkçe kelimelerin ‘yerini alan’ yabancı kelimeler…

detone olmak-----------ses kayması, tonu bulamama
fenomen--------------görüngü ve olay, olağanüstü şey, harika, olgu
marjınal--------------sıra dışı, uç, uçta
free-----------------serbest, bedava
dökümentıri------------belgesel

start almak ------------başlamak
center ---------------merkez
relax olmak------------rahatlamak
e-maıl ---------------e-posta
komünikasyon ----------iletişim
cv----------------- özgeçmiş
okey ---------------tamam
trend--------------- eğilim
spontane------------- kendiliğinden
link ---------------- bağlantı

exıt----------------- çıkış
check etmek------------ kontrol etmek
feedback-------------- geribildirim
full-tıme -------------- tam gün
koordinasyon----------- eşgüdüm
absürt--------------- saçma
adapte olmak----------- uyum sağlamak
laptop---------------dizüstü bilgisayar
provoke etmek----------kışkırtmak
jenerasyon------------nesil, kuşak

objektif--------------nesnel, tarafsız
deklare etmek---------- bildirmek
star----------------yıldız
perspektif------------- bakış açısı
entegre olmak---------- bütünleşmek
nıck name-------------takma ad
partner-------------- eş
okeylemek------------ onaylamak
antipatik ------------- sevimsiz, itici
mantalite ------------- anlayış, zihniyet

illegal---------------- yasadışı
tımıng (tayming)-------------zamanlama
caterıng---------------- yemek hizmeti
departman--------------- bölüm
revize etmek-------------- yenilemek
global----------------- küresel
sempatik---------------- sevimli, canayakın
securıty----------------güvenlik
prınter-----------------yazıcı
elimine etmek------------- elemek

izolasyon-------------- yalıtım
data-----------------veri
prezantasyon------------ sunum
fınısh-----------------bitiş, varış
download etmek-----------indirmek
monoton--------------- tekdüze
konsensus -------------- uzlaşma
full------------------tam, dolu
emergency -------------- acil
ambiyans--------------- hava, ortam

versiyon----------------sürüm, uyarlama
ekstra----------------- fazladan
imitasyon --------------- taklit
optimist---------------- iyimser
save etmek--------------- kaydetmek
adisyon-----------------hesap fişi
prınt out ----------------çıktı
anons etmek-------------- duyurmak
bodyguard --------------- koruma
doküman---------------- belge

dizayn----------------- tasarım
analiz-----------------çözümleme
onlıne----------------- çevrimiçi
kriter----------------- ölçüt
part-time --------------- yarı zamanlı
pesimist---------------- karamsar
slayt----------------- yansı
empoze etmek------------- dayatmak
drıver----------------- sürücü
bye bye----------------- hoşça kal
kaynak: http://www.gazete5.com/haber/turkce-kelimeler-yerine-kullanilan-yabanci-kelimeler-nelerdir-231150.htm



Bilmiyorum hiç balta aldınız mı elinize. Ben elime balta aldım ve bu baltayı kütük ve sair cisimleri parçalamada kullandım. Kalkıp da dilimi baltalamadım.
Balta ile koca bir ağacı tek seferde yıkamaz, kesemezsiniz. Ağacı devirebilmeniz için birden fazla sağlam vuruş yapmanız gerekir. Dil kavramı koca bir çınardır ve bunun için de aynı şey geçerlidir. Oysa küçük bir kütüğü tek hamlede ikiye ayırmak kolaydır. Bizim kendi dilimiz de tarihimiz gibi eski koca bir çınardır. Dili yıkmak kolay değildir ama ağacı yıkmada devamlı vuruşların esaslılığı dil için de geçerlidir. İşte dilimizi de yıkmak için ne yazık ki -bilinçsizce demek istiyorum- bilinçsizce bir tavırla koca bir çınar olan dilimizi baltalıyoruz. Baltalıyoruz dilimizi(!)
İşletmelerimize verdiğimiz yabancı ve kurala uymayan isimlerle, beslediğimiz hayvanlara verdiğimiz yabancı isimlerle, en önemlisi dilimizde öz ve öz karşılığı bulunan kelimelerin yerine yabancı kelimeler kullanarak; baltalamakla kalmıyoruz dilimizi, bununla beraber dil ile başlayan kültürel yozlaşma da yaşıyoruz.
“Emirgan Çay Bahçesi” olan bir işletmenin adı neden “Tea House” olur (Bu işletme Urfa ilindedir), hem de ışıklandırmalı? Nedir bu çaba? Dikkat çekmek için yozlaşmayı hızlandırmak için mi? Neden “Eczane Su” diye bir isim kullanılır da “Su Eczanesi” olan doğru şekli kullanılmaz? Kişi neden evde beslediği köpeğine “alex” diye bir ad takar? Türkçe bir ad takılamaz mı? Konuşurken “tamam” yerine “okey”, “rahatlık” yerine “relaks”, “af edersiniz” yerine “pardon”, “alış-veriş merkezi” yerine “hiper, süper market” gibi kelimeleri kendi öz Türkçemizdeki kelimelere tercih ederiz. Bu yozlaşmanın başlangıcı olan gençler neden saçına, sakalına değişik şekiller verirler, neden suratlarına metal parçaları takarlar? Avrupalı olmak için mi?
Bakınız İstiklal Marşımızın Büyük Şairi Mehmet Akif ERSOY “UYAN” adlı şiirinin bir dörtlüğünde garp için nasıl bir bahiste bulunmuş:

Ey koca şark! Ey ebedi meskenet!
Sen de kımıldanmaya bir niyet et.
Korkuyorum, Garbın elinden yarın,
Kalmayacak çekmediğin mel’anet.
Sevgili dostlar çağdaşlaşmak mı amacımız? Değilse neden bu yozlaşma ve dili baltalama çabası? Çağdaş olmak bu mudur ki? Çağdaş olmak bildiklerinle amel etmektir. Çağdaş olmak çevrendekilere faydalı olmaktır. Yere düşen kişiyi kaldırmaktır. Çağdaş olmak saygılı olmaktır. Komşuyu rahatsız etmemektir. Komşusu açken kendisi tok yatmamaktır çağdaşlık. Çağdaş olmak kendi kültürümüzü ve medeniyetimizi bırakıp başkalarının kültür ve medeniyetini yaşamak ve benimsemek değildir. Çağdaşlık Garb’a uymak değil kendi ahlaki ve kültürel değerlerimize sahip çıkmaktır. Eurovision Yarışmasında Türkçe sözlü şarkıyla çıkıp gururla yarışmaktır. Dilimizden utanmamamız gerek. Biz ya çağdaş olmayı beceremiyoruz ya da işimize geldiği gibi çağdaşlık kavramını kullanıyoruz.
Bizim kendi köklü bir medeniyetimiz var. Büyük bir dilimiz var. En çok konuşulan beş dil arasında olan bir Türkçemiz var. Baltalamak yerine bununla gururlanmalı ve dilimizi korumalıyız. Türkçemizi yaşatmalıyız ki millet olarak yaşayalım, var olalım. Çünkü dilini kaybeden bir millet her şeyini kaybeder.



Bilmiyorum hiç balta aldınız mı elinize. Ben elime balta aldım ve bu baltayı kütük ve sair cisimleri parçalamada kullandım. Kalkıp da dilimi baltalamadım.
Balta ile koca bir ağacı tek seferde yıkamaz, kesemezsiniz. Ağacı devirebilmeniz için birden fazla sağlam vuruş yapmanız gerekir. Dil kavramı koca bir çınardır ve bunun için de aynı şey geçerlidir. Oysa küçük bir kütüğü tek hamlede ikiye ayırmak kolaydır. Bizim kendi dilimiz de tarihimiz gibi eski koca bir çınardır. Dili yıkmak kolay değildir ama ağacı yıkmada devamlı vuruşların esaslılığı dil için de geçerlidir. İşte dilimizi de yıkmak için ne yazık ki -bilinçsizce demek istiyorum- bilinçsizce bir tavırla koca bir çınar olan dilimizi baltalıyoruz. Baltalıyoruz dilimizi(!)
İşletmelerimize verdiğimiz yabancı ve kurala uymayan isimlerle, beslediğimiz hayvanlara verdiğimiz yabancı isimlerle, en önemlisi dilimizde öz ve öz karşılığı bulunan kelimelerin yerine yabancı kelimeler kullanarak; baltalamakla kalmıyoruz dilimizi, bununla beraber dil ile başlayan kültürel yozlaşma da yaşıyoruz.
“Emirgan Çay Bahçesi” olan bir işletmenin adı neden “Tea House” olur (Bu işletme Urfa ilindedir), hem de ışıklandırmalı? Nedir bu çaba? Dikkat çekmek için yozlaşmayı hızlandırmak için mi? Neden “Eczane Su” diye bir isim kullanılır da “Su Eczanesi” olan doğru şekli kullanılmaz? Kişi neden evde beslediği köpeğine “alex” diye bir ad takar? Türkçe bir ad takılamaz mı? Konuşurken “tamam” yerine “okey”, “rahatlık” yerine “relaks”, “af edersiniz” yerine “pardon”, “alış-veriş merkezi” yerine “hiper, süper market” gibi kelimeleri kendi öz Türkçemizdeki kelimelere tercih ederiz. Bu yozlaşmanın başlangıcı olan gençler neden saçına, sakalına değişik şekiller verirler, neden suratlarına metal parçaları takarlar? Avrupalı olmak için mi?
Bakınız İstiklal Marşımızın Büyük Şairi Mehmet Akif ERSOY “UYAN” adlı şiirinin bir dörtlüğünde garp için nasıl bir bahiste bulunmuş:

Ey koca şark! Ey ebedi meskenet!
Sen de kımıldanmaya bir niyet et.
Korkuyorum, Garbın elinden yarın,
Kalmayacak çekmediğin mel’anet.
Sevgili dostlar çağdaşlaşmak mı amacımız? Değilse neden bu yozlaşma ve dili baltalama çabası? Çağdaş olmak bu mudur ki? Çağdaş olmak bildiklerinle amel etmektir. Çağdaş olmak çevrendekilere faydalı olmaktır. Yere düşen kişiyi kaldırmaktır. Çağdaş olmak saygılı olmaktır. Komşuyu rahatsız etmemektir. Komşusu açken kendisi tok yatmamaktır çağdaşlık. Çağdaş olmak kendi kültürümüzü ve medeniyetimizi bırakıp başkalarının kültür ve medeniyetini yaşamak ve benimsemek değildir. Çağdaşlık Garb’a uymak değil kendi ahlaki ve kültürel değerlerimize sahip çıkmaktır. Eurovision Yarışmasında Türkçe sözlü şarkıyla çıkıp gururla yarışmaktır. Dilimizden utanmamamız gerek. Biz ya çağdaş olmayı beceremiyoruz ya da işimize geldiği gibi çağdaşlık kavramını kullanıyoruz.
Bizim kendi köklü bir medeniyetimiz var. Büyük bir dilimiz var. En çok konuşulan beş dil arasında olan bir Türkçemiz var. Baltalamak yerine bununla gururlanmalı ve dilimizi korumalıyız. Türkçemizi yaşatmalıyız ki millet olarak yaşayalım, var olalım. Çünkü dilini kaybeden bir millet her şeyini kaybeder.



Son zamanlarda dilde meydana gelen yabancılaşma giderek hızlanıyor. Bunun en çarpıcı örnekleri yabancı isimli mağazalardaki inanılmaz artış… Özellikle gelir düzeyi yüksek semtlerde kullanılan argoyla karışık İngilizce-Türkçe arası bir dil, sırf farklılık ve dikkat çekmek için kullanılan sözcükler ne yazık ki Türkçeyi kirletmeye devam ediyor. Televizyonlardaki kalitesiz programlar da bu kirlenmeyi arttıran en önemli faktörlerden biri… Gerçekte Türkiye’de üretilen malların sırf üzerinde yabancı bir isim var diye tercih edilmesi ise ayrı bir olay…

Ankara’nın 3 önemli caddesinde yaptığımız araştırmada karşımıza ilginç bir tablo çıktı. Bahçelievler 7.cadde de 90, Tunalı Hilmi caddesi’nde 98, Hoşdere Caddesi’nde 121 tane yabancı isimli mağaza tespit ettik. Daha çok gelir düzeyi yüksek kesimin ilgi gösterdiği bu 3 caddenin tabelalarında Türkçe kullanımı %40-50 civarında. İşte o caddeler ve tesbit edebildiğimiz yabancı tabelalı işletmeler.

BAHÇELİEVLER 7.CADDE (AŞKABAT) 90
Seven 7 Cafe
Dedem sandwich
Bulteks
Bulka Pizza& Kumpir
Veroni
Bulka Patisserie
Burger King
Tefal
Cafe Simao
Punch Cafe
Adrenal
Sport House
Line a Decor
Hosta Piknik
Mystical
Cottonland
T&T
Vivet
Denim’s
Tea House
Party7
Classic Cafe
Monopoly Cafe
Polo
Agelo
Denta
Surf
OZ
Classic Cafe
Reve

Destine Kız Öğrenci Yurdu
Happy Days Cafe & Patisserie
Pampero Cafe
Eskomed
Lotus Kuaför
Ice Salad Bar
Este Life
Rejuvi
Jolly Tours
Bosh
Jesebel
D&D Perfumum
Best
Chima
Journey
Day Light
Hobby Cafe
B&Ç Collection
Hobby Academie
Demonroe
Esk Sun
Kayer
Chicken Last Stop
Blouse
Cosso
Friend Hip
TeknoAr
Puzzle
Tita
Miss Cafe

Flor
Babet
Brothers Cafe
7.Cosmetic Center
Coth
Zaga
Renko Fotoğraf
Oxxo
A’la Carte Cafe
Mc Donalds
She
Home Sweet Home
Tabv
Tommy
Janga Cafe
Puffy Center
Mango
Paco
Alışveriş Home
Emba Emlak
Kuaför Laila
Yesar Hediyelik Eşya
Skynet İnternet Cafe
Kanke
Dame Moda
Teller
Demin Home
First Lady Kuaför
Caffein
Miss Takı





Ankara Tunalı Hilmi Caddesi’nde bu rakam 98’e çıkıyor. İsimler;




TUNALI HİLMİ CADDESİ (98)
Tekno mix
Beta Color
Rent a Car
Hira Concept
Dez Kuaför
Vocal
Koç Allianz
Lanet Eczane
Dodya Parfüm
Gren Techinc
Home Sweet Home
Crispino
Gökhun Music Store
Jolly Tours
City Diner
Pepsi Cade Pub
Kayra
Aleterm Estetik
Vakko
Yön Collection
Trios Ünlü
Anatolia Rent a Car
Dent Ankara
Helena
Mariggi
Medusa Cafe
Gusto
Dressy
Perlina
Daniel Hechter
Cibas
Karmen
Mc Donalds
Woot Kuaför


Odeka İşhanı
Jumbo Store
Cities Kuaför
Cafe Rosso
Bela Nilsa
Gordion Hotel
Data Set
My Emmy Dremaman
Chima
Monado Akapunktur
Dolfin Güzellik Salonu
B&D Bravo & Dolfilm
Karat
Journey
Punika Güzellik Salonu
Liza
Dermodern
KrYolan
Buhara
Giorgia Parfümeri
Study Abroad
Elizinn
Nona Moda Merkezi
Vision Porselen
Dentapol
Ledeland
Almed
Rodi
Viva Saat
Benetton
Dorsem
Chicco
A&Ş Collection
Herion
D&P Parfumum
Lezita
Milans
Yards
Spormey
Happy Hour&Plus
Atinon
Mark& Spencer
Mithat Selection
MNG Mango
Bambi
Veroni
West Kuruyemiş
Derm- Art
Tavko
Cambo
Jezebel
Miss Trendy
Oz Ayakkabı
EMPA
Check Bar
Mayam
Collezione
Buger king
Re/Max Lider
Golden
M’s kreasyon
Flavius
Golden Cafe Pub
Mado







Ankara Hoşdere caddesinde ise 121 yabancı isimli mağaza var. Özellikle Hoşdere Caddesi’nde yabancı tabelalar Türkçe tabelalara ezici bir üstünlük kurmuş. İnsan bir yerden sonra cadde de ki Türkçe isimli mağazaları, tabelaları yadırgamaya başlıyor.

HOŞDERE CADDESİ (121)
Air Pilot-Don Airlines
Royal Color
Sunlight Bar
Goodyear
Casio Air Service
Jasmin Club
Mado
Jolly
Effect Turizm
Kosca Pub
Silence Beach
Biyalo
Hairport-Kuaför
Grill Baget
Dedem Sandwich
Pioneer Frigidaire
Palmet
Pastahane Bistro
Tunus Color
Gima Superstore
Bumerang
Küppersbusch
Group 4 Secunicor
Vitra
H&B Perde
Tuna Copy Center Kırtasiye
Albera
Nexans
United Kuaför
Point
Carpet iem
Bagno Mio
Residance Hotel
GNC Line Well
Victoria Apart
Euro Plak
İnter Yatırım
Moda Life
Zen Kuaför
Drystem
Aittech

Lineadecor
Elite
Techostore
Artsan
Naturel
L’image
Perdeci
Yummy
Panasonic
Ra Kuaför
Jinekomed
Genesis Halı
Genesis Perde
Betty Coufeurre
Cineclub internet cafe
Le ante
Best Erkek Kuaförü
Supervision
Fitness Shop
Bellona
Livora Pastanesi
Kavli
Reneva
Soneks Bilgisayar
Omar
Espa Elektronik
Montel
Toshiba
Remax
Polo Mutfak
İntermak
Alfa
Tezgahcı
Tayf Kuruyemiş
Delta Rent a Car
Star Kuru Temizleme
Lilyum Çiçek
İnka Cinema Club
Pegiç Home Design
Nina Home Collection
Mega Stil Erkek Kuaförü

Selenia
S.T.D. Star Kuaför
Estetica Kuaför
FM Elektrik
Feba Group
Grup BİM
Sabrina
Cactus Patisserie
Filpa
Tobacco&Liquor
Devi
Pc Game
Slearpini
Mega Çelik Kapı
Alarko
Oxygen
Archticech
Mimoza Erkek kuaförü
İnfotech Bilgisayar
Rehau
Global Group
Pioneer
Marino
Alpine
Kinner
Chinese Restaurant
Fabric
Restore store
Mr.Clean
Grohe
Jeka
Yepetto
ANE
Berser
Norm Plus
Enaglus
Erka Elektronik
Viessmann
10-Car Rent a Car




Ankara’nın 3 önemli caddesine de yabancı isimli mağazalar hâkim olmuş durumda.

Türkçe tabelanın yadırgandığı caddelerden Hoşdere Caddesi’nde Estetica Kuaför ve Gis Club işletme sahiplerinin görüşlerini aldık. Türkçe yerine yabancı bir isim koymalarının nedenini sorduk;

Estetica Kuaför’ün sahibi Mesut ÇİT; “ Benim yabancı bir isim koymamın nedeni buranın geçmişten beri seçkin bir semt oluşudur. “estetica” sözcüğüne de dergilerden esinlenerek karar verdim. ATO ya da Çankaya Belediyesi’nden hiçbir yetkilinin bize tabelanız Türkçe olsa daha iyi olur ya da yabancı isim istemiyoruz gibi uyarıları olmadı. Sonuç olarak bizde Türkçe olsun isteriz tabelalarımız. Herkes yaparsa biz niye yapmayalım.”

Gis Club’ın sahibi Burç Mergen ; “GİS aile fertlerimizin adlarının baş harflerinin kısaltması. Yanına da Club’ın gideceğini düşündük. Böyle bir yer de club kelimesini daha uygun gördük Çünkü modern ve yenilikçi bir hava veriyor. Esasında tabelalardaki yabancılaşmanın o kadar da kötü olmadığını düşünüyorum. Çünkü Türkiye’nin yarısı cahil. Hiç değilse bilmeyenler yabancı dil öğrenebilirler. Bu yolla da batıya daha yakın olabiliriz. Zaten ATO ya da Çankaya Belediyesi’nin bu konuda bir yaptırımı olmadı.”

Haberimizle ilgili görüştüğümüz Çankaya Belediyesi Başkan Yardımcısı Duran YÖNEL şunları söyledi;

“Ruhsat verirken Türkçe olması yönünde sözlü olarak telkinlerimiz oluyor. Bu konuda yaptırımımız yok. Eğer yaptırım uygularsak düşüncesini gasp etmiş, kamu gücünü belediye üzerinden kullanmış oluruz. Bu da tercih ettiğimiz bir yöntem değildir. Bu konuda sivil toplum örgütleriyle de görüşmelerimiz oluyor. Dildeki yabancılaşmayı eğitim yoluyla halletmek istiyoruz. Hemen yarın yabancı isimler kalkıyor dersek olmaz. Bunun yerine Kurtuluş Savaşı’ndaki gibi bir Kuvay-i Milliye ruhu ile konuyu çözüme kavuşturmalıyız. İçinde üniversitelerin, devletin, sivil toplum örgütlerinin, belediyelerin olduğu geniş bir katılımla hep birlikte çözüme kavuşturmalıyız. Ayrıca dildeki bu yabancılaşma bir dil emperyalizmi, bir kültür emperyalizmidir. Zaman içinde eğitim yoluyla çözüme kavuşturmak uygun olur. Belediye olarak düşüncemiz bu yönde.”

Ankara’nın önemli caddelerindeki, yabancı isimli mağazaların bu denli çok olması Ankara Ticaret Odası’nı da rahatsız etmiş olacak ki Oda Başkanı Sinan AYGÜN’den 06.12.2005 tarihinde yazılı bir açıklama geldi.. Konu hakkında yazılı açıklama yapan AYGÜN şunları söyledi;

“Nasıl çocuğumuza Hans, Jack, Tom adını koymuyorsak, işyerlerimize de ürünlerimize de yabancı isimler koymamalıyız. Simiti simmit, balonu baloon, salonu saloon, pazarı baazar şeklinde yazarak Türkçe’yi eğip büküyoruz gelin bu toplumsal talebi bir kampanyaya dönüştürelim. İşyerlerimizi, ürünlerimizi yabancı isimlerden arındıralım”

Mağazaların yabancı isimli olmasına da değinen AYGÜN şunları söyledi;

Yasalara göre şirketlerin ticaret ünvanlarının Türkçe olarak belirlendiğini, ancak bu maddeye bir istisna olarak şirketin faaliyet konusuna giren mal ve hizmetin yabancı dilde olması ya da şirket ortakları arasında bir yabancının olması halinde şirket isminde yabancı kelime bulundurulmasına izin verildiğini anlatan Aygün, “Caddeye çıktığımızda görüyoruz ki, istisna bir genel kural haline gelmiş. Etrafta Türkçe konuşan olmasa kendimizi yabancı bir ülkede hissetmememiz mümkün değil” diye konuştu.


Dildeki yabancılaşma ve yozlaşma sadece tabelalarla sınırlı değil tabii. Tabelalar adeta dile de yansımış Ankara’da 7.cadde, Tunalı Hilmi caddesi, Hoşdere Caddesi, Armada , İstanbul’da Akmerkez, Nişantaşı, Bağdat gibi genelini üst gelir grubu kişilerin oluşturduğu semtlerde özellikle gençler arasında ilginç diyaloglar yaşanıyor. Daha doğrusu artık bu gibi bölgelerin kendine has bir sözlüğü oluşmuş da diyebiliriz. İşte o sözlük;


>Ban : ben
>San : sen
>Lütfaaan : lütfen
>Biliyomısaaaaan : Biliyor musun
>Hayvanssııaaan : Hayvansın
>falan oldum:?
>falan yapmak : ?
>hadi papaaay : Haydi güle güle
>intiharlardayım : çok üzüldüm
>pozitif elektrik alamadım senden yane, taam mı: senden hoşlanmadım
>manita yapmışın: yeni kızarkadaş bulmuşsun
>inanmıyoroaam : inanmıyorum
>regular cola : normal kola
>yivrençsiaaan : iğrençsin
>nerdeyim oldum : nerede olduğunu şaşırmak
>partilemek : parti yapmak
>aklımdasyn yapmak : cep telefonunu çaldırıp kapatmak
>bay gelmek hatta kus gelmek : bıkmak, usanmak
>çılgın atmak : delirmek
>merba : merhaba
>nasssın : nasılsın
>ban iyyiam, san : ben iyiyim, sen
>ban de ama çık mıkarrna yedıam : ben de ama çok makarna yedim
>pantlonundan bellıa : pantolonundan belli
>vıraenç duryo dı mıa : iğrenç duruyor değil mi?
evet, boyfrand yüznden labilir mia : evet, sevgilin yüzünden olabilir mi?
>bilmiyoruam kia : bilmiyorum ki
>narde okuyosssuan : nerede okuyorsun


>Bazı kalıplar ve örnekler
>abi dün manyak bi pilav yaptıaam
>Alocuuuumm çoooook korktuuuuummm
>deermişimm sen de yeeermişinn
>ay hadi öptüm şekaar
>kafe caddede branc yapalım maaaaa
>kendine çok iyi bakıyosuun tımaam maa
>kendine iyi davran şeakear olur maa
>ay cıttan yaaneee
>Aşkıyımmm naaaeeebeeeeerr
>baba iyij(c)e disconnect falan oldun ortamlardan

Yüzünüzü bir tebessüm kapladı değil mi? Doğaldır çünkü ağlanacak halimize güleli o kadar çok oluyor ki, biz de neye gülüp neye ağlayacağımızı şaşırıyoruz. Yukarıdaki örnekler sadece bir kısmı, bir de buzdağının (iceberg’de diyebilirdim) görünmeyen yüzü var. Bu dilin özellikle gençler arasında kullanılıyor olması da dilimiz için tehlike çanlarının çoktan çaldığını gösteriyor.

Batuhan Çolak....

Kaynak: Dilde yozlaşma ve unutulan Türkçe... http://www.webhatti.com/genel-sohbet/213930-dilde-yozlasma-ve-unutulan-turkce.html#ixzz28ptPmJXi
whkaynak



Son zamanlarda dilde meydana gelen yabancılaşma giderek hızlanıyor. Bunun en çarpıcı örnekleri yabancı isimli mağazalardaki inanılmaz artış… Özellikle gelir düzeyi yüksek semtlerde kullanılan argoyla karışık İngilizce-Türkçe arası bir dil, sırf farklılık ve dikkat çekmek için kullanılan sözcükler ne yazık ki Türkçeyi kirletmeye devam ediyor. Televizyonlardaki kalitesiz programlar da bu kirlenmeyi arttıran en önemli faktörlerden biri… Gerçekte Türkiye’de üretilen malların sırf üzerinde yabancı bir isim var diye tercih edilmesi ise ayrı bir olay…

Ankara’nın 3 önemli caddesinde yaptığımız araştırmada karşımıza ilginç bir tablo çıktı. Bahçelievler 7.cadde de 90, Tunalı Hilmi caddesi’nde 98, Hoşdere Caddesi’nde 121 tane yabancı isimli mağaza tespit ettik. Daha çok gelir düzeyi yüksek kesimin ilgi gösterdiği bu 3 caddenin tabelalarında Türkçe kullanımı %40-50 civarında. İşte o caddeler ve tesbit edebildiğimiz yabancı tabelalı işletmeler.

BAHÇELİEVLER 7.CADDE (AŞKABAT) 90
Seven 7 Cafe
Dedem sandwich
Bulteks
Bulka Pizza& Kumpir
Veroni
Bulka Patisserie
Burger King
Tefal
Cafe Simao
Punch Cafe
Adrenal
Sport House
Line a Decor
Hosta Piknik
Mystical
Cottonland
T&T
Vivet
Denim’s
Tea House
Party7
Classic Cafe
Monopoly Cafe
Polo
Agelo
Denta
Surf
OZ
Classic Cafe
Reve

Destine Kız Öğrenci Yurdu
Happy Days Cafe & Patisserie
Pampero Cafe
Eskomed
Lotus Kuaför
Ice Salad Bar
Este Life
Rejuvi
Jolly Tours
Bosh
Jesebel
D&D Perfumum
Best
Chima
Journey
Day Light
Hobby Cafe
B&Ç Collection
Hobby Academie
Demonroe
Esk Sun
Kayer
Chicken Last Stop
Blouse
Cosso
Friend Hip
TeknoAr
Puzzle
Tita
Miss Cafe

Flor
Babet
Brothers Cafe
7.Cosmetic Center
Coth
Zaga
Renko Fotoğraf
Oxxo
A’la Carte Cafe
Mc Donalds
She
Home Sweet Home
Tabv
Tommy
Janga Cafe
Puffy Center
Mango
Paco
Alışveriş Home
Emba Emlak
Kuaför Laila
Yesar Hediyelik Eşya
Skynet İnternet Cafe
Kanke
Dame Moda
Teller
Demin Home
First Lady Kuaför
Caffein
Miss Takı





Ankara Tunalı Hilmi Caddesi’nde bu rakam 98’e çıkıyor. İsimler;




TUNALI HİLMİ CADDESİ (98)
Tekno mix
Beta Color
Rent a Car
Hira Concept
Dez Kuaför
Vocal
Koç Allianz
Lanet Eczane
Dodya Parfüm
Gren Techinc
Home Sweet Home
Crispino
Gökhun Music Store
Jolly Tours
City Diner
Pepsi Cade Pub
Kayra
Aleterm Estetik
Vakko
Yön Collection
Trios Ünlü
Anatolia Rent a Car
Dent Ankara
Helena
Mariggi
Medusa Cafe
Gusto
Dressy
Perlina
Daniel Hechter
Cibas
Karmen
Mc Donalds
Woot Kuaför


Odeka İşhanı
Jumbo Store
Cities Kuaför
Cafe Rosso
Bela Nilsa
Gordion Hotel
Data Set
My Emmy Dremaman
Chima
Monado Akapunktur
Dolfin Güzellik Salonu
B&D Bravo & Dolfilm
Karat
Journey
Punika Güzellik Salonu
Liza
Dermodern
KrYolan
Buhara
Giorgia Parfümeri
Study Abroad
Elizinn
Nona Moda Merkezi
Vision Porselen
Dentapol
Ledeland
Almed
Rodi
Viva Saat
Benetton
Dorsem
Chicco
A&Ş Collection
Herion
D&P Parfumum
Lezita
Milans
Yards
Spormey
Happy Hour&Plus
Atinon
Mark& Spencer
Mithat Selection
MNG Mango
Bambi
Veroni
West Kuruyemiş
Derm- Art
Tavko
Cambo
Jezebel
Miss Trendy
Oz Ayakkabı
EMPA
Check Bar
Mayam
Collezione
Buger king
Re/Max Lider
Golden
M’s kreasyon
Flavius
Golden Cafe Pub
Mado







Ankara Hoşdere caddesinde ise 121 yabancı isimli mağaza var. Özellikle Hoşdere Caddesi’nde yabancı tabelalar Türkçe tabelalara ezici bir üstünlük kurmuş. İnsan bir yerden sonra cadde de ki Türkçe isimli mağazaları, tabelaları yadırgamaya başlıyor.

HOŞDERE CADDESİ (121)
Air Pilot-Don Airlines
Royal Color
Sunlight Bar
Goodyear
Casio Air Service
Jasmin Club
Mado
Jolly
Effect Turizm
Kosca Pub
Silence Beach
Biyalo
Hairport-Kuaför
Grill Baget
Dedem Sandwich
Pioneer Frigidaire
Palmet
Pastahane Bistro
Tunus Color
Gima Superstore
Bumerang
Küppersbusch
Group 4 Secunicor
Vitra
H&B Perde
Tuna Copy Center Kırtasiye
Albera
Nexans
United Kuaför
Point
Carpet iem
Bagno Mio
Residance Hotel
GNC Line Well
Victoria Apart
Euro Plak
İnter Yatırım
Moda Life
Zen Kuaför
Drystem
Aittech

Lineadecor
Elite
Techostore
Artsan
Naturel
L’image
Perdeci
Yummy
Panasonic
Ra Kuaför
Jinekomed
Genesis Halı
Genesis Perde
Betty Coufeurre
Cineclub internet cafe
Le ante
Best Erkek Kuaförü
Supervision
Fitness Shop
Bellona
Livora Pastanesi
Kavli
Reneva
Soneks Bilgisayar
Omar
Espa Elektronik
Montel
Toshiba
Remax
Polo Mutfak
İntermak
Alfa
Tezgahcı
Tayf Kuruyemiş
Delta Rent a Car
Star Kuru Temizleme
Lilyum Çiçek
İnka Cinema Club
Pegiç Home Design
Nina Home Collection
Mega Stil Erkek Kuaförü

Selenia
S.T.D. Star Kuaför
Estetica Kuaför
FM Elektrik
Feba Group
Grup BİM
Sabrina
Cactus Patisserie
Filpa
Tobacco&Liquor
Devi
Pc Game
Slearpini
Mega Çelik Kapı
Alarko
Oxygen
Archticech
Mimoza Erkek kuaförü
İnfotech Bilgisayar
Rehau
Global Group
Pioneer
Marino
Alpine
Kinner
Chinese Restaurant
Fabric
Restore store
Mr.Clean
Grohe
Jeka
Yepetto
ANE
Berser
Norm Plus
Enaglus
Erka Elektronik
Viessmann
10-Car Rent a Car




Ankara’nın 3 önemli caddesine de yabancı isimli mağazalar hâkim olmuş durumda.

Türkçe tabelanın yadırgandığı caddelerden Hoşdere Caddesi’nde Estetica Kuaför ve Gis Club işletme sahiplerinin görüşlerini aldık. Türkçe yerine yabancı bir isim koymalarının nedenini sorduk;

Estetica Kuaför’ün sahibi Mesut ÇİT; “ Benim yabancı bir isim koymamın nedeni buranın geçmişten beri seçkin bir semt oluşudur. “estetica” sözcüğüne de dergilerden esinlenerek karar verdim. ATO ya da Çankaya Belediyesi’nden hiçbir yetkilinin bize tabelanız Türkçe olsa daha iyi olur ya da yabancı isim istemiyoruz gibi uyarıları olmadı. Sonuç olarak bizde Türkçe olsun isteriz tabelalarımız. Herkes yaparsa biz niye yapmayalım.”

Gis Club’ın sahibi Burç Mergen ; “GİS aile fertlerimizin adlarının baş harflerinin kısaltması. Yanına da Club’ın gideceğini düşündük. Böyle bir yer de club kelimesini daha uygun gördük Çünkü modern ve yenilikçi bir hava veriyor. Esasında tabelalardaki yabancılaşmanın o kadar da kötü olmadığını düşünüyorum. Çünkü Türkiye’nin yarısı cahil. Hiç değilse bilmeyenler yabancı dil öğrenebilirler. Bu yolla da batıya daha yakın olabiliriz. Zaten ATO ya da Çankaya Belediyesi’nin bu konuda bir yaptırımı olmadı.”

Haberimizle ilgili görüştüğümüz Çankaya Belediyesi Başkan Yardımcısı Duran YÖNEL şunları söyledi;

“Ruhsat verirken Türkçe olması yönünde sözlü olarak telkinlerimiz oluyor. Bu konuda yaptırımımız yok. Eğer yaptırım uygularsak düşüncesini gasp etmiş, kamu gücünü belediye üzerinden kullanmış oluruz. Bu da tercih ettiğimiz bir yöntem değildir. Bu konuda sivil toplum örgütleriyle de görüşmelerimiz oluyor. Dildeki yabancılaşmayı eğitim yoluyla halletmek istiyoruz. Hemen yarın yabancı isimler kalkıyor dersek olmaz. Bunun yerine Kurtuluş Savaşı’ndaki gibi bir Kuvay-i Milliye ruhu ile konuyu çözüme kavuşturmalıyız. İçinde üniversitelerin, devletin, sivil toplum örgütlerinin, belediyelerin olduğu geniş bir katılımla hep birlikte çözüme kavuşturmalıyız. Ayrıca dildeki bu yabancılaşma bir dil emperyalizmi, bir kültür emperyalizmidir. Zaman içinde eğitim yoluyla çözüme kavuşturmak uygun olur. Belediye olarak düşüncemiz bu yönde.”

Ankara’nın önemli caddelerindeki, yabancı isimli mağazaların bu denli çok olması Ankara Ticaret Odası’nı da rahatsız etmiş olacak ki Oda Başkanı Sinan AYGÜN’den 06.12.2005 tarihinde yazılı bir açıklama geldi.. Konu hakkında yazılı açıklama yapan AYGÜN şunları söyledi;

“Nasıl çocuğumuza Hans, Jack, Tom adını koymuyorsak, işyerlerimize de ürünlerimize de yabancı isimler koymamalıyız. Simiti simmit, balonu baloon, salonu saloon, pazarı baazar şeklinde yazarak Türkçe’yi eğip büküyoruz gelin bu toplumsal talebi bir kampanyaya dönüştürelim. İşyerlerimizi, ürünlerimizi yabancı isimlerden arındıralım”

Mağazaların yabancı isimli olmasına da değinen AYGÜN şunları söyledi;

Yasalara göre şirketlerin ticaret ünvanlarının Türkçe olarak belirlendiğini, ancak bu maddeye bir istisna olarak şirketin faaliyet konusuna giren mal ve hizmetin yabancı dilde olması ya da şirket ortakları arasında bir yabancının olması halinde şirket isminde yabancı kelime bulundurulmasına izin verildiğini anlatan Aygün, “Caddeye çıktığımızda görüyoruz ki, istisna bir genel kural haline gelmiş. Etrafta Türkçe konuşan olmasa kendimizi yabancı bir ülkede hissetmememiz mümkün değil” diye konuştu.


Dildeki yabancılaşma ve yozlaşma sadece tabelalarla sınırlı değil tabii. Tabelalar adeta dile de yansımış Ankara’da 7.cadde, Tunalı Hilmi caddesi, Hoşdere Caddesi, Armada , İstanbul’da Akmerkez, Nişantaşı, Bağdat gibi genelini üst gelir grubu kişilerin oluşturduğu semtlerde özellikle gençler arasında ilginç diyaloglar yaşanıyor. Daha doğrusu artık bu gibi bölgelerin kendine has bir sözlüğü oluşmuş da diyebiliriz. İşte o sözlük;


>Ban : ben
>San : sen
>Lütfaaan : lütfen
>Biliyomısaaaaan : Biliyor musun
>Hayvanssııaaan : Hayvansın
>falan oldum:?
>falan yapmak : ?
>hadi papaaay : Haydi güle güle
>intiharlardayım : çok üzüldüm
>pozitif elektrik alamadım senden yane, taam mı: senden hoşlanmadım
>manita yapmışın: yeni kızarkadaş bulmuşsun
>inanmıyoroaam : inanmıyorum
>regular cola : normal kola
>yivrençsiaaan : iğrençsin
>nerdeyim oldum : nerede olduğunu şaşırmak
>partilemek : parti yapmak
>aklımdasyn yapmak : cep telefonunu çaldırıp kapatmak
>bay gelmek hatta kus gelmek : bıkmak, usanmak
>çılgın atmak : delirmek
>merba : merhaba
>nasssın : nasılsın
>ban iyyiam, san : ben iyiyim, sen
>ban de ama çık mıkarrna yedıam : ben de ama çok makarna yedim
>pantlonundan bellıa : pantolonundan belli
>vıraenç duryo dı mıa : iğrenç duruyor değil mi?
evet, boyfrand yüznden labilir mia : evet, sevgilin yüzünden olabilir mi?
>bilmiyoruam kia : bilmiyorum ki
>narde okuyosssuan : nerede okuyorsun


>Bazı kalıplar ve örnekler
>abi dün manyak bi pilav yaptıaam
>Alocuuuumm çoooook korktuuuuummm
>deermişimm sen de yeeermişinn
>ay hadi öptüm şekaar
>kafe caddede branc yapalım maaaaa
>kendine çok iyi bakıyosuun tımaam maa
>kendine iyi davran şeakear olur maa
>ay cıttan yaaneee
>Aşkıyımmm naaaeeebeeeeerr
>baba iyij(c)e disconnect falan oldun ortamlardan

Yüzünüzü bir tebessüm kapladı değil mi? Doğaldır çünkü ağlanacak halimize güleli o kadar çok oluyor ki, biz de neye gülüp neye ağlayacağımızı şaşırıyoruz. Yukarıdaki örnekler sadece bir kısmı, bir de buzdağının (iceberg’de diyebilirdim) görünmeyen yüzü var. Bu dilin özellikle gençler arasında kullanılıyor olması da dilimiz için tehlike çanlarının çoktan çaldığını gösteriyor.

Batuhan Çolak....

Kaynak: Dilde yozlaşma ve unutulan Türkçe... http://www.webhatti.com/genel-sohbet/213930-dilde-yozlasma-ve-unutulan-turkce.html#ixzz28ptPmJXi
whkaynak